İEO Tiyatro Topluluğu ile-2

Özlem Demir- Gaye Özeken

Son güncelleme: 21-05-2018

İstanbul Eczacı Odası Tiyatro Topluluğu’ndan Ecz. İsmail Mürtezaoğlu ve Ecz. Avni Kurtuldu ile Eczacının Sesi ofisimizde söyleştik.

Şimdi devamı...

 

2.Bölüm

 

E.S. : Gelelim merak ettiğim oyununuz "Neşter"e. Ne zaman sahnelediniz?

 

A.K. : 2014 olmalı. Birkaç defa sergilediğimiz oyunlarımızdandır. En baştan anlatayım. Kendimize ait bir oyun yazalım dedik. Aklımıza odada çalıştığımız zamanlar yapılan ucuz eşdeğer ilaç uygulamasıyla ilgili bir senaryo geldi. O dönemin Çalışma Bakanı Sn. Yaşar Okuyan ile konuyla ilgili makamında görüşmüştük. Tanışıklığımız o yıllara dayanır. Oyunu yazma fikri ve konu ortaya çıkınca kendisiyle tekrar görüştük. Oyunu yazarken sahneleyeceğimiz bilgilerin gerçeğe dayalı olması için kendisinden İstediğimiz verilerin hepsini gönderdi sağ olsun. Veriler elimize geçince profesyonel bir oyun yazarı ile anlaştık. Yazarımız Elif Solak çok ciddi bir çalışmayla metni hazırladı. Bakan rolünü de Yaşar Okuyan kendi oynadı. Provalar başladı. Bir prova iki prova derken Yaşar Bey’e provalar biraz ağır gelmiş olacak ki "Ben yapamıyorum bunu, bakanlık çok kolaymış" dedi. Çözüm olarak ilk sahnede kendisi bakan rolünü oynarken oyunu durdurup "Bakanlık çok daha kolaymış, ben görevime dönüyorum. Siz devam edin." diyerek rolünü kendisinin yerine oynayacak arkadaşa devretti. Tüm oyunlarda bu şekilde devam etti.

 

İ.M. : Oyun hem bu başlangıcıyla hem Yaşar Bey’in katılımıyla hem de içeriğiyle oldukça yoğun ilgi topladı. 27,40 dolara alınmış stentlerin 2.750 dolara devlete satılmasından, 30.000 adet sahne sağlık karnesini tespit edilmesine kadar birçok gerçek veriyi ve mesajı barındıran yoğun içerikli bir oyundu.

 

E.S. : Bu oyun bir daha sahnelenecek mi?

 

İ.M. : Evet. Fırsatını bulduğumuz anda sergileyeceğimiz bir oyun bu.

 

E.S. : Peki oyunlarınız oldukça fazla kişiyle oynanıyor. Prova yeri, zamanı konusunda zorlanıyor olmalısınız.

 

A.K. : Oyunlarımızda rol alan meslektaşlarımız bir iki dönem devam edebiliyor genelde. Uzun soluklu bir koşu olduğu için herkesin sürekli zaman ayırması çok zor haliyle. Bu tip durumlarda oyuncu değişikliği ve artı provalarla durumu stabil hale getiriyoruz. Çalışmalarımız pazar günleri olduğu için 20 kişilik ekipten 5 kişinin gelemediği zamanlar da oluyor. Zorlansak dahi çok keyifli çözümlerle oyunu aksatmadan devam ediyoruz.

E.S. : Acaba daha çok zaman ayırabilen gönüllü meslektaşlarımızla, kadroyu daraltıp bir oyun çıkartmak mümkün mü?

 

A.K. : Tabii biz profesyonel bir ekip değiliz. Gönüllülük esasına dayanan, İstanbul Eczacı Odası’na bağlı bir iş bu. Sahnemiz oynamak isteyen herkesin. Yani bize gelen meslektaşımız hayatında sahneye hiç çıkmamış olsa da ufakta olsa bir rol ile sahneye çıkacak. Bu oyun için 6 kişi yeterli deme kısmında değiliz. Oynayacak insan sayısına göre oyun buluyor hatta rollerin yetmediği yeni karakterler ve roller ekliyoruz. 

 

İ.M. : Oyuncu olarak yer almak için talepler kişilerin iş yoğunluklarına göre değişiyor tabii ancak üzüldüğüm başka bir konu var. Ülkemizde sanata verilen değerin maalesef günümüz koşullarından dolayı giderek azaldığını görüyoruz. İstanbul. Eczacı Odası istinasız bütün eczacılarınıza sms ile oyun tarihlerimizi bildirmesine rağmen izleyici sayımız azalmakta.

E.S. : Toplumun geneline sirayet eden bir ilgisizlik olduğunu kabul etmekle beraber katılmadığım şöyle bir nokta var. Yaşadığımız dünyanın "hoşgörüsüzlük, saygısızlık, trafik, ekonomik koşullar vb." genel stres faktörlerinden dolayı "Tamam, Artık yeter" diyen insanların bir çoğu rahatlama alanlarını sanatta buluyor. Belirli lokalizasyonlar var mesela. Kadıköy bunlardan biri. Kadıköy’de bir tiyatroya gidebilmek için bir hafta önceden biletinizi almak durumundasınız. Bu anlamda eminim ki meslektaşlarımızın da sanata ve tiyatroya mutlak bir eğilimi var. Ancak bu eğilimin uygulamaya dökülmesi sizin gibi bu işe gönül vermiş cesur yüreklerin elinde.

 

A.K. : Genel anlamda bakıldığında, iyi bir tanıtım, doğru bir lokalizasyon ve uygun fiyat politikasıyla istenen seviyeye çıkabilecek bir eğilim var elimizde.  Bizim oyunlarımızın ücretsiz olduğunu düşündüğümüzde, doğru lokalizasyon belki de en başta geliyor İstanbul şartlarında. Ki elimizden geldiğinde bu konulara dikkat ediyoruz ancak meslektaşlarımız bence biraz daha mesleki sorunlarından dolayı sanattan beslenmeyi kenara itmiş durumda.

 

E.S. : Buna sonuna kadar katılıyorum. Bu bağlamda kendinizde şöyle bir misyon görüyor musunuz?

"Eczacılar bizimle daha çok diyalogda olsa, onların katılımıyla artacak etkinlik ve atölye çalışmalarıyla çalışma şartları aynı dahi kalsa kendi iç dinamikleri dengelendiği için eczanelerinde daha huzurlu ve verimli zaman geçireceklerdir." diyebiliyor musunuz?

 

A.K.: Aslında bu bizim çıkış noktalarımızdan biri. Bu konuda bizimle birlikte çalışan eczacılarımız ve yakınlarından çok olumlu geri dönüşler de aldık. Bu tiyatronun genel getirisidir ancak biz mesleki zeminimizde hatırı sayılır zaman ve emek harcayarak bu faydayı eczacılarımıza sunmaktayız. Eczane eczacılığında temel kurak hastayı dinlemek ve kendini çok iyi ifade etmektir. Tiyatro ile ilgilenip iç huzuru yakalamak dışında mesleki gelişim sağladığı su götürmez bir gerçektir.

 

E.S. : Bunu şöyle de düşünebiliriz. Kendi Eczacıanenim olduğu dönemleri de hatırlayarak söylüyorum. Eczanenizin anahtarını çevirdiğiniz anda aslında kendi sahnenize giriyorsunuz. Gelen her hastada farklı bir rol üstleniyorsunuz. Çalışanınıza karşı başka, tedarikçilerinize karşı başka rollerle devam ediyorsunuz. Gelmek istediğim nokta eczacılar aslında tiyatronun tam ortasındadır.

 

A.K. : Çok haklısınız. Alınacak bir tiyatro eğitimi ve sahnede birkaç oyunda yer almak mesleki anlamda olsun kişisel gelişim anlamında olsun eczacılarımıza ciddi katkı sağlayacaktır. İstanbuleriz ki bu konuya İstanbul Eczacı Odası daha çok eğilsin, atölyeler ve farklı ilgi çekici ve faydalı içeriklerle etkinlikler düzenleyip eczacılarımızın farkındalığını arttırsın. Biz de 18 senenin sonunda bunun kıvılcımını yakmış olalım.

 

E.S. : Yeni oyununuzla ilgili ufak tüyolar alsak?

 

İ.M. : Yeni oyunumuz "Vatan Kurtaran Şaban". 1970’li yılların Türkiye’sini anlatan dinamik ve eleştirel bir oyun. Oyunla ilgili sürprizlerimizi söylemiyoruz. Tüm eczacı ve yakınlarını Eczacının Sesi aracılığıyla 17 Mayıs’ta bir kere daha çağırıyoruz.

 

E.S. : Eczacılarımızın arasında tiyatronuzda oyunculuktan başka görev alan var mı? Reji, ışık gibi konularda da isteyen eczacılarımız eğitim ve görev alabiliyor mu?

 

A.K. : Tabii ki. Mesela yönetmen yardımcımız Ecz. Selcen Yıldırım mesleğinin yanı sıra hocamız tarafından yetiştirilen başarılı bir yönetmen adayı. Sekretaryamızda da bizlerin yanı sıra, hocamız ve Ecz. Necmi Kaynakçı görev alıyor.

 

E.S. : Bence muhteşem bir iş çıkartıyorsunuz. Ve burada önemli olan doğrusu yanlışıyla, eksiği gediğiyle 18 yıl gibi uzun bir süredir vazgeçmeden devam ediyorsunuz tiyatroya. Gönüllülük esasına dayanan herhangi bir işte bu kadar ciddi zaman içeren bir süreklilik işin en güzel kısmı. 

 

A.K. : Eksik olsun zaten oyunlarımız.. Yanlışlar yapalım, yapayım sahnede. Önemli olan ben mesleğimde yanlış yapmayayım. Bizler tiyatrocu değil tiyatroya gönül verenleriz. Bizim bu oluşumuzun bir güzel yanı daha var ki birleştirici olması. Eczacılar birbiriyle kopuk, bilmiyorlar birbirlerini. Bilenler kötü biliyor, serde rekabet olunca. Ama tiyatro sahnesinde olsun izleyiciler arasında olsun zaman içinde herkes birbiriyle kaynaşıyor.

 

E.S. : Yeni eczacılar tiyatroya hevesliler mi?

 

A.K.: Hem de nasıl hevesliler. Ancak bir çoğu henüz Eczacıanelerini açtıkları için ilk yıllar süreklilik arz edemiyorlar vakit darlığı ve çalışma yoğunluğundan. Ancak katıldıkları süre içinde diğer tüm ekibimiz gibi gerçek bir sosyalleşme imkanları oluyor. Turnelere gidiyoruz mesela. Hem ekip içi hem de gittiğimiz yerdeki eczacılık camiasıyla çok yakın ilişkilerimiz oluyor.

 

E.S. : Turnelerde sizleri kim destekliyor? Nasıl bir yöntem izliyorsunuz?

 

A.K. : Ağırlıklı olarak İstanbul Eczacı Odası ve gittiğimiz yerin Eczacı Odası destekliyor. Yetmediği yerde bizler de oyunumuzu oynamak için elimizden geleni yapıyoruz. Buradaki asıl eksik topluluğumuzun kurumsal yapıya sahip olmaması. Bizler kurumsallaşmak istiyoruz ki gelecek nesillere bayrağı devrettiğimizde kişilere bağlı bir süreklilik devretmeyelim. Bilelim ki bizden sonra da devam edecek. Bunun için İstanbul Eczacı Odasının daha çok sahiplenmesi gerekiyor. Neden bu 18 yıllık birikim İstanbul Eczacı Odası Tiyatro Akademisi haline dönüşmesin?

 

E.S. : Belki bir daha ki sohbetimizde akademi kurucusu ve oyuncuları olarak sizleri ağırlarız. 18 yıldır gönüllü olarak hem tiyatroya hem de mesleğimize yaptığınız katkılar ve bu güzel sohbet için teşekkür ederiz.

 

Ecz. Özlem Demir - Ecz. Gaye Özeken


Eczacının Sesi/Röportaj


Son eklenen haberler

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim