Kovandaki Mucize: Propolis

Balparmak’dan Eczanelere...

Son güncelleme: 22-11-2019

Son dönemde adını sıkça duyduğumuz propolis, aslında yüzyıllardır insan sağlığı için kullanılıyor. Son 10 yıldır bilim dünyasının büyük ilgi gösterdiği propolis; antimikrobiyal, antioksidatif, antiviral etkilerinin yanı sıra bağışıklık sistemi üzerinde de destekleyici etkisi bulunuyor. Arıların bitkilerin tomurcuk ve gövdelerinden topladığı reçinemsi maddeleri işlemesiyle ürettikleri bir arı ürünü olan propolis, kovanı mikroplara ve dış etkenlere karşı koruma görevi üstleniyor. Propolisin içeriği, bitki kaynağına bağlı olarak farklılık gösterse de flavonoid ve fenolik maddeler temel etkili bileşenleri olarak kabul ediliyor.

Tarih boyunca savaş yaraları ya da günlük yaraların enfeksiyondan korunması ve tedavisi için propolisten faydalanılmıştır. Eski Mısır, Yunan ve Roma uygarlıklarından kalan kayıtlarda ise propolisin genel tedavi edici özellikleri ve özellikle bazı cilt lezyonları üzerinde etkinliği de yer almaktadır. Hipokrat’ın yara tedavisi ve ülserlerde, Plinus’un yangı giderici, ağrı kesici, yara iyileştirici; İnkaların ise ateş düşürücü olarak propolis kullandığı kayıtlıdır. 12. yüzyıla ait kayıtlarda ise oral yangı ve çürüklerde kullanıldığı bilgisi yer almaktadır.

Yapılan araştırmalar propolisin mikropları öldürücü, vücudun savunma elemanlarını uyarıcı etkileri ile soğuk algınlığından tutun kanserlere kadar geniş bir biyolojik etki yelpazesinde çocuk, yetişkin ve ileri yaşlarda koruyucu etkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Propolisin bakteri, mantar, virüs gibi farklı mikroorganizmalar üzerinde etkileri kanıtlanmıştır. Ağız ve boğaz enfeksiyonları, yaralar ve mide ülseri gibi mikroorganizma kaynaklı hastalıklar üzerindeki propolisin olumlu etkileri de bu özelliğinden kaynaklanmaktadır. Bu özelliğine bağlı olarak antibiyotikle birlikte kullanıldığında tedaviye yardımcı olabilmekte ya da enfeksiyon riskini azaltarak antibiyotiğe gereksinimi minimalize edebilmektedir. Antioksidan maddeler hücrelerde hasarlara yol açan serbest radikal adı verilen yapıları etkisiz hale getirerek hücreleri koruyan maddelerdir.

Propolis zengin içeriğiyle nar, çilek, böğürtlen, üzüm gibi antioksidan içeriği yüksek olarak bilinen meyvelerden çok daha fazla antioksidatif etkiye sahiptir. Propolisin antioksidan özelliği ile hücrenin yapısal değişimini önleyerek tümör oluşumunun engellenmesine yardımcı olabilmektedir. Kalp damar sistemi ve göz sağlığı üzerindeki etkileri de bu özelliğine bağlanmaktadır. Propolisin antimikrobiyal ve antioksidatif özellikleri bağışıklık sisteminin de desteklenmesini sağlamaktadır. Propolisin dikkat çeken bir diğer önemli özelliği ise antibiyotikler ve diğer antimikrobiyal ilaçlarla kullanıldığında ilacın etkinliğini artırmasıdır. 

Soğuk algınlığı, nezle gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarının önlenmesi ve tedavisinde, yara ve yanıklarda, akne, uçuk enfeksiyonları, nörodermatit gibi dermatolojik sorunlarda ve kozmetik amaçlı kullanım için propolisin kapsül, şurup, sprey, boğaz pastili, krem, losyon gibi preparatları pazarlanmaktadır.

Tıpkı diğer kovan ürünlerinde olduğu gibi propolis kovandan alındığı haliyle tüketilemez. Çünkü çevre koşullarından doğrudan etkilenir, kovandan alındığında içeriğinde balmumu, arı ölüleri, larva kalıntıları, bitki parçaları ve farklı kirlilikler bulunabilir. Bu nedenle ekstraksiyon işlemi yapılarak yapısındaki etken maddelerin alınması gerekmektedir. Ekstraksiyon işlemi sırasında farklı çözücüler (Etil alkol, su, propilen glikol vb.) ve teknikler kullanılabilmektedir. Çözücü olarak etil alkol veya alkol türevi olan propilen glikol gibi taşıyıcıların kullanılması durumunda, günlük kullanım miktarlarına dikkat etmek gerekir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından propilen glikol’ün günlük kullanım miktarı kilo başına 25 mg. ile sınırlandırılmıştır. Bu gibi çözücülerin özellikle çocuklarda kullanılması sakıncalı olabilmektedir. Çözücü olarak su kullanılması durumunda ise içerikte bulunan kafeik asit fenetil ester (KAFE) ve bazı önemli flavonoitlerin suya çok düşük oranlarda geçmesi nedeniyle beklenen yararlar yeterinde sağlanamamaktadır.  

Son dönemde TÜBİTAK destekli bir proje kapsamında geliştirilen özel ekstraksiyon yöntemi sayesinde, propolis herhangi bir alkol türevi kullanılmadan saflaştırılarak KAFE ve etkili flavonoitler bakımından maksimum oranda etken maddeye sahip, standardize edilmiş, su bazlı saf propolis elde edilmektedir. Bu tarz ürünlerde taşıyıcı olarak su kullanılmaktadır. Hiçbir katkı maddesi içermemektedir. Bu nedenle, bu ürünler çocuklar dahil her yaş grubu için uzun süreli kullanıma uygundur. 

Propolis suda doğrudan çözülmez, ancak özel geliştirilen yöntemle ekstrakte edildiğinde etken maddesi geçebilmektedir. Farklı ekstraksiyon yöntemlerini karşılaştırmak amacıyla yaptığımız bir çalışmada su ektraksiyonu, özel ekstraksiyon yöntemi ve alkol ekstraksiyonu ile elde edilen ürünler karşılaştırıldı. Çalışmada alkolsüz özel ekstraksiyonla elde edilen üründe; sulu ekstraksiyona göre %90, alkollü esktraksiyona göre ise %18 daha fazla etken madde içerdiği görülmüştür. Aynı zamanda tüm flavonoidlerin de ürüne geçtiği görülmektedir. Standart su ekstraksiyonunda ise propolisin önemli bir etken maddesi olan CAPE’nin yok denecek kadar az olduğu belirlenmiştir. (bkz. Şekil)

 

Propolis satın alırken mutlaka güvenilir bir markanın ürünlerin tercih edilmesi; analiz edilmiş, etken maddesi yüksek, kalıntı içermeyen bir ürün olduğundan emin olunması gerekiyor. Ayrıca tek kullanımlık ürünleri tercih edebilirsiniz. Tek kullanımlık ambalajlı ürünler, hem hijyenik hem de hava ve ışık ile temas etmediğinden etken maddeleri iyi korunmaktadır. Çocuk ve yetişkinlere özel olarak dozları ayarlandığı için damla saymanız gerekmez ve doğru miktarda kullanabilirsiniz.  

Propolisin doğrudan tüketilmesinde bir sakınca yoktur. Fakat tadı ve kokusundan dolayı bal, su, meyve suyu, yoğurt, süt gibi yiyecek veya içeceklerinize katarak tüketmeniz daha kolay olacaktır. 11 yaş üzeri ve yetişkinler günde 1-2 kez, aç ya da tok karnına 250 mg propolisi yiyecek/ içeceklere ilave ederek tüketebilir. 4-10 yaş için günde 1 veya 2 kez, aç ya da tok karnına 100 mg propolisi yiyecek/ içeceklere ilave ederek tüketebilirsiniz.

 


-Haber Tanıtım-


Son eklenen haberler

Yazı ve fotoğrafların tüm hakkı Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. İmzalı yazılar, yazarlarının görüş ve sorumluluğu altındadır. Eczacının Sesi e-gazetenin adı kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim

Yazı ve fotoğrafların tüm hakkı Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. İmzalı yazılar, yazarlarının görüş ve sorumluluğu altındadır. Eczacının Sesi e-gazetenin adı kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.