Kontrol altına alınmadan

Kayıhan Pala yazdı

Son güncelleme: 02-08-2020

Salgın kontrol altına alınmadan…

Prof. Dr. Kayıhan Pala

Diyarbakır, Erzurum, Konya, Rize, Mardin, Çanakkale, Zonguldak gibi Anadolu’daki değişik illere ilişkin raporlar, olgu sayılarının arttığını göstermekte. Kurban Bayramı, toplumsal hareketliliği artıracağı için Covid-19 hastalığının bulaşı açısından önemli bir risk etmeni ve etkisinin ilk iki hafta içerisinde gözlenmesi beklenebilir.

Covid-19 salgını hem dünyada hem de ülkemizde olanca hızıyla sürüyor. Hasta sayısı 17 milyonu geçerken, yaşamını yitirenlerin sayısı da 700 bine yaklaşıyor. Temmuzda günlük doğrulanmış olgu sayısında rekor kırıldı ve pandeminin başlangıcından bu yana bütün dünyada bir günde en yüksek doğrulanmış olgu sayısı temmuz ayında (24 ve 25 Temmuz’da sırasıyla 285 bin 915 ve 286 bin 162 olgu) kayıtlara geçti. Yine 24 Temmuz’da 9 bin 758 kayıpla bir günde en yüksek ölüm sayılarından biri gerçekleşti. Son günlerde de altı bine yakın insan her gün hayatını kaybediyor.

Ülkemizde ise 230 bini aşan doğrulanmış hasta sayısı ve 6 bine yaklaşan ölüm sayısıyla birinci dalga halen sönümlendirilebilmiş değil. 2 Haziran’da 786’ya kadar düşen doğrulanmış olgu sayısı, 1 Haziran’daki geniş kapsamlı yeniden açılmanın ardından, önce 15 Haziran’da bin 592’ye kadar yükseldi, sonra bir süre bin olgu dolaylarında gözlendi. Son günlerde de binin biraz altındaki günlük doğrulanmış olgu sayısı ve 15-20 aralığında seyreden günlük ölüm sayısıyla salgının henüz kontrol altına alınamadığı gözlenmektedir.

Son günlerde Diyarbakır, Erzurum, Konya, Rize, Mardin, Çanakkale, Zonguldak gibi Anadolu’daki değişik illere ilişkin yerel basında yer alan haberler ve Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan durum raporları, bazı bölgelerde olgu sayılarının arttığını göstermektedir. Örneğin Sağlık Bakanlığı tarafından 20-26 Temmuz haftasına ilişkin yayımlanan durum raporuna göre, bir önceki haftayla karşılaştırıldığında doğrulanmış olgu sayıları Kuzeydoğu Anadolu’da yüzde 42,9 Ege’de yüzde 31,7 ve Orta Anadolu’da yüzde 28,1 artış göstermiştir1.

Olgu sayısını azaltabilmenin yolu enfeksiyon zincirinin kırılmasından geçmektedir. Literatürde yer alan bilgiler hastalığa yakalanan herkesin (Asemptomatik olgular da içinde olmak üzere) temas ettiği kişilere hastalığı bulaştırabilme potansiyeli olduğunu açık olarak ortaya koymaktadır. Covid-19 insandan insana enfekte bir kişiyle 2 metreden daha yakın bir mesafede temas kurulması halinde (Enfekte kişinin ağız ve burun salgıları, tükürük, solunum salgıları ve salgı damlacıklarının duyarlı kişinin ağız, burun ya da gözlerine girmesi yoluyla) doğrudan bulaşabildiği gibi, dolaylı olarak da (virüs ile kirlenmiş nesneler veya yüzeyler yoluyla) bulaşabilir. Hastalığın bulaşını engellemek için enfekte kişilerle yakın temastan kaçınmak ilk alınacak önlem olmalıdır. Buna ek olarak, bir yandan hayat devam ederken her zaman kişiler arasında 2 metrelik fiziksel uzaklığın korunmasının mümkün olmaması halinde, nitelikli bir maskenin usulüne uygun olarak kullanılması ve ellerin sıklıkla usulüne uygun olarak yıkanması gerekir.

Enfekte kişilerle yakın temastan kaçınmakla ilgili temel sorun, kimin enfekte olduğunun bilinmemesidir. Bu nedenle, bireyler tarafından, karşılaşılan herkesin enfekte kişi olabileceği varsayılarak tutum alınmalı; fiziksel uzaklık, maske ve el yıkama başta olmak üzere kişisel hijyene özen gösterilmelidir. Ancak bu tutum tek başına yetmez. Sağlık Bakanlığı’nın da kimlerin hasta olduğunu saptamak amacıyla yaygın bir biçimde risk grupları başta olmak üzere test yapması ve olguları duyarlı kişilerden ayırması gerekir.

İyi işleyen bir sağlık sisteminin hastalığı semptomlu ya da semptomsuz geçiren her olguyu bulabilmesi, temaslılarının hasta olup olmadığını belirlemesi ve olası/kuşkulu hastalar da içinde olmak

üzere her hastanın bir başka kişiye hastalığı bulaştırmasını önlemek için hastaların sağlıklı kişilerden ayırılmasını sağlaması beklenir. Hastaları bulabilmenin yolu da yalnızca olası hasta tanımına girenlere değil, hem risk grubunda yer alan herkese hem de temaslılara test yapılmasını gerektirir. Dünya Sağlık Örgütü de test yapmanın önemine vurgu yapmaktadır.

Nişanlar/düğünler, taziyeler, İstanbul’da Ayasofya’nın ibadete açılması sırasında 300 binden fazla insanın fiziksel mesafeyi koruyamayarak bir araya gelmesi gibi etkinlikler, işyerlerinde fiziksel mesafenin korunmaması ve çalışanlara kişisel koruyucu ekipman sağlanması ve kullanılması ile zorluklar salgının kontrol altına alınmasını zorlaştıran risk etmenlerinin bazılarıdır. Salgınla mücadele ederken, sosyal sınıf başta olmak üzere hastalığın görülme sıklığını etkileyen sağlığın belirleyicilerini göz ardı etmemek gerekir.

Kurban bayramı, toplumsal hareketliliği artıracağı için Covid-19 hastalığının bulaşı açısından önemli bir risk etmenidir ve etkisinin arife gününden başlayarak ilk iki hafta içerisinde gözlenmesi beklenebilir.

Salgın kontrol altına alınmadan okulların açılmasının planlanması da yeni bir zorluk yaratabilir.

Hem yüksek riskli çalışanların hem de yüksek riskli aile üyeleri olan çalışan ve çocukların ilkokula gitmekten muaf tutulduğu Hollanda’da okulların açılmasının olgu görülme sıklığını artırmadığı gözlense de2 okulların açılmasıyla birlikte oluşacak toplumsal hareketlilik pek çok ülkede endişe ile tartışılmaktadır. Çünkü örneğin İsrail’de durum bunun tam tersidir. İsrail hükümeti 13 Mart 2020’de tüm eğitim tesislerinin tamamen kapatıldığını ilan etti. Daha sonra, tüm okul sınıfları günlük sağlık raporları, hijyen, yüz maskeleri, fiziksel mesafe ve sınıflar arasında minimum etkileşim ile 17 Mayıs 2020’de yeniden açıldı. On gün sonra, İsrail’deki ilk büyük Covid-19 okul salgını bir lisede ortaya çıktı. İlk olgu 26 Mayıs’ta, ikincisi 27 Mayıs’ta kaydedildi. İki olgu epidemiyolojik olarak bağlantılı değildi. Tüm okul topluluğunun test edilmesi sonucunda Covid-19 pozitif 153 öğrenci ve 25 personel saptandı. Hastalık genel olarak, yaklaşık 260 kişiye (öğrenciler, personel, akrabalar ve arkadaşlar) bulaşmıştı3.

Sıkı fiziksel mesafe kuralları gibi önemli ölçüde ek önlemler alınan Finlandiya, Belçika, Avusturya, Tayvan veya Singapur’da okulların yeniden açılması vaka sayısında artışa yol açmamıştır. Ancak bu ülkelerde okulların açılması nüfusa göre günlük olgu sayısının düşmesinin (100 bin kişi başına günde <1 yeni vaka) ardından planlanmıştır. Ayrıca bu ülkelerdeki okulları derslik büyüklükleri, bir dersliğe düşen öğrenci sayısı, derslikte öğrenci başına düşen alan gibi eğitim olanaklarını gösteren değişkenler üzerinden de incelemek gerekir.

Ağustos ayında da Dünya Sağlık Örgütü’nün de belirttiği gibi, hastalık etkisini azalmadan sürdürecek gibi görünmektedir. Şimdiden Avustralya, Japonya, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Sırbistan ve İsrail gibi yirmi kadar ülkede salgının ikinci dalgasının yaşanmaya başladığı tartışması yapılmaktadır.

Eylülden itibaren ise mevsimsel grip olgularında artış olabileceği öngörüsü ile birlikte pandeminin etkisinin derinleşebileceği ve birçok ülkede ikinci dalganın yaşanmasının söz konusu olabileceği tahmin edilmektedir. Türkiye de bu ülkeler arasında yer almaktadır.

Okulların açılması ve ölçme/değerlendirme yöntemleriyle ilgili olarak toplumsal hareketliliği azaltacak bazı önlemler (uzaktan eğitim modelleri, büyük katılımlı sınavların iptali vb.) bütün dünyada tartışılmaktadır. Ülkemizin de bilimsel bir izdüşümden halk sağlıkçılar, enfeksiyon hastalıkları uzmanları ve eğitim bilimciler gibi konunun uzmanlarıyla risk değerlendirmesi yaparak çeşitli senaryolar üzerinden eylem planları yapması uygun olacaktır.

https://www.birgun.net/haber/salgin-kontrol-altina-alinmadan-


ECZACININ SESİ/ HABER


Son eklenen haberler

Yazı ve fotoğrafların tüm hakkı Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. İmzalı yazılar, yazarlarının görüş ve sorumluluğu altındadır. Eczacının Sesi e-gazetenin adı kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim

Yazı ve fotoğrafların tüm hakkı Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. İmzalı yazılar, yazarlarının görüş ve sorumluluğu altındadır. Eczacının Sesi e-gazetenin adı kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.