1. Bir Tutam Tuz
  2. Ecz. Sabih Tekin Çağlar
  3. t.caglar@eczacininsesi.com

30-07-2019


Büyük Kongreden Önce Son Dönemeç

Türk Eczacıları Birliği 41. döneminin 3’ncü ve son Bölgelerarası Toplantısı Samsun’da gerçekleşti. Bilindiği üzere TEB Merkez Heyeti iki yılda bir gerçekleştirilen seçimler ile göreve gelmektedir. TEB’in bölgelerarası toplantılarını bir anlamda 6 ayda bir yapılan, seçim ve ibra maddesi olmayan genel kurullar olarak da değerlendirmek mümkündür. 

Bölgelerarası toplantılar, Merkez Heyeti’nin yaptığı çalışmaların sunumuyla başlar, Bölge Eczacı Odası temsilcilerinin bu çalışmalarla ilgili görüşlerini ifade etmesiyle, bölgesel ve ulusal sorunlar hakkında tespitlerde ve önerilerde bulunmasıyla devam eder, son olarak da Merkez Heyeti Başkanı’nın kapanış konuşmasıyla sonlanır. Kapanış konuşmasına cevap verme konuşması denilmesi daha uygundur aslında. Çünkü konuşmalar bitiminde yapılan eleştirilere cevap verilmesi için bir ara verilir, başkan ve kurmaylar ciddi bir çalışma ile yapılan konuşmaları değerlendirerek, cevap verilecek hususları belirlerler, konularla ilgili bilgi ve belge hazırlığı yaparak, kapanış konuşmasına son şeklini verirler. Her ne kadar bu konuşmadan sonra kimsenin söz hakkının olmaması, her zaman tartışmaya açık bir durum olsa da teamüller gereği usul bu şekildedir.

Bu toplantı, zamanlamasının anlamlı olması ve çok iyi düzenlenmiş olması gibi olumlu yanlarının ötesinde, tabandaki eczacının beklentilerine cevap vermekten uzak, örgütsel talepleri çok da karşılamayan bir toplantı olarak tarihteki yerini almıştır. Samsun Eczacı Odası, eski başkanı ve Ankara’daki başarılı temsilcisi Genel Sekreter Arman Üney’i mahcup etmemek üzere olağanüstü ev sahipliği ile göz doldururken, mevcut Başkan Onur Ferhat Karacan ve ekibi de başarılı organizasyonlarıyla alkışı hak ettiler.

Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak basarak Ulusal Kurtuluş Mücadelesini başlatmasının 100. yılı nedeni ile çok anlam ifade eden bu toplantımıza hiçbir eczacı milletvekilin katılmamış olması toplantıyı gölgelendiren konuların başında gelmekte idi. Eczacılar Birliği ve Eczacı Odaları’nda uzun yıllar etkin görevlerde bulunan ve halen milletvekili olan hiçbir meslektaşımızın toplantıya katılmaması Merkez Heyeti’nin davet konusunda eksik kaldığının göstergesi olarak eksi puan hanesine yazıldı. 

Sayın Erdoğan Çolak’ın Merkez Heyeti Başkanı olduğunu ve çözüm için o göreve seçildiğini unutup mevcut sorunları sıralayarak, çözümü Oda Başkanları’ndan bekler bir üslupla yaptığı açılış konuşması da dikkatleri çeken ilginç bir nokta oldu. Sayın Çolak, oda temsilcilerine fırsat vermeyen bu tarzıyla, Eczacılar Birliği tarihinde pek de örneği olmayan bir yönetim şeklinin örneklerini ortaya koymuş oldu.

Mevcut yönetime katkı ve destek veren eczacı odalarının nezaket sınırları içinde ve oldukça sert sayılabilecek bir üslupla eleştiriler yaptığı, farklı yapılanma arzu eden oda temsilcilerinin ise Erdoğan Çolak ve yönetimini eleştirmek yerine, kendisine destek veren odaları eleştirmeleri yeni bir geleneğin başlangıcı sayılmalı diye düşünüyorum.  

Gelenekselleştiği üzere bazı eczacı odalarının toplantıya kapsamlı çalışmalar yaparak gelmesi, sorunların tespiti ve çözümleri noktasında ciddi öneriler sunması oldukça umut vericiydi. Bununla birlikte, bir kısım eczacı odasının her zamanki gibi rutin bir kısır döngüde sayması da hiç sürpriz olmadı.

Toplantıya damga vuran konuşmaların birincisi, örgütümüzün her kademesinde başarı ile görev yapmış ve şu anda TİTCK Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Sayın Harun Kızılay’a aitti. Kendisi, sorunlara hakim, yapıcı, içten, çözüm odaklı ve samimi konuşması ile ön plana çıktı.

Bir diğer dikkat çeken konuşma ise her zaman eleştirilen odağında olan ama ne kendisi ile olunan ne de kendisinden vazgeçilebilen Ecz. Mehmet Domaç’ın konuşmasıydı. Sayın Domaç uzun ve ciddi bir araştırma ve çalışma ile hazırladığı belli olan konuşması ile gündeme damga vuran isimlerden biri oldu.

Seçimli büyük kongre öncesi yapılan son bölgelerarası toplantılar, bizlerin arasında “son hesaplaşma arenası” olarak hicvedilir. Etekteki taşların dökülmesi, yeni hedeflerin belirlenmesi ve olası adayların gövde gösterisi yapması beklenen bir toplantı olarak kabul edilir. Etkin bir muhalefet yapısının ortada olmaması, Büyük Kongreye az bir zaman kala mevcut yönetim dışında alternatif bir oluşumun net bir şekilde ortaya çıkmaması pek de alışılagelmiş bir durum değildir. Bu pencereden bakıldığında Sayın Erdoğan Çolak’ın “kadir gecesi doğduğu” söylenebilir. 

Merkez Heyeti’ne yapılan eleştirileri değerlendirdiğimizde, artık tek alıcı haline gelen kamu otoritesinin dayattığı oldubittilere gerekli refleksin gösterilememesi ve ilaç fiyat kararnamesinin güncellenmemesi nedeni ile eczanelerin içinde bulunduğu ekonomik darboğazın hafifletilememesi ön plana çıkan noktalar oldu. Ama dikkat çeken en önemli nokta TEB iştiraklerinin hızla büyüdüğü ancak bu büyümeye orantılı olarak yönetimsel zaafların da aynı oranda arttığı konusuna Oda temsilcilerinin ısrarlı dikkat çekişleri oldu. Eczacılar Birliği yönetiminin kurumsallaşmaktan uzaklaştığı ve kişi odaklı yönetimin ağır bastığı eleştirileri ise toplantının kırılma anı idi. Gelinen bu nokta önümüzdeki dönem yapılanması aşamasında güç zehirlenmesi diye tabir edilen yaklaşımı ve buna paralel olarak da sağlıksız bir Merkez Heyeti yapılanması sonucunu doğurabilir. Oysaki nitelikli bir muhalefet, yönetimin yaptığı hataları görmesini sağlayarak, yönetimin doğru yola kanalize olmasını sağlayabilir. Alternatiflerin ve çözüm önerilerinin olmaması, mevcut yönetimleri yaptıkları her şeyin doğru olduğu yanılgısına sürükler ki bu yaklaşım çok büyük yanlışları beraberinde getirir.

Bizler görev sırası geldiğinde davete icabet ederek görev yapan bir kuşağın temsilcileri olduk. Hepimiz biliriz ki seçimle görev alınan makamlarda olanlar ikiye ayrılırlar. Oturduğu koltuğa değer katanlar ve oturduğu koltuk sayesinde değer kazananlar. Hiç kesintisiz 20 yılı aşkın süre bu yapılar içinde aktif görev yapan biri olarak kendimi bir tek bu konuda sorguladım. Meslek örgütlerinde görev yapan herkes bu çok önemli ve ciddi sınav sorusunu kendine sorarak kendini sorgulamalıdır. Elbette ki bu sorunun cevabını görev yapanlar değil de göreve getirenler verecektir. Diler ve umarım ki görev süresi dolan tüm meslektaşlarım evlerine döndüklerinde başlarını yastığa koyup uyumadan önce yapacakları vicdan muhasebesinin ardından, gönülleri ferah olarak uykuya dalabilsinler. 


Son eklenen yazılar

Yazı ve fotoğrafların tüm hakkı Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. İmzalı yazılar, yazarlarının görüş ve sorumluluğu altındadır. Eczacının Sesi e-gazetenin adı kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.
Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim

Yazı ve fotoğrafların tüm hakkı Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. İmzalı yazılar, yazarlarının görüş ve sorumluluğu altındadır. Eczacının Sesi e-gazetenin adı kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.