Sık görülen doğumsal kalp hastalıkları

Son güncelleme: 07-04-2013

Sık görülen doğumsal kalp hastalıkları

Bebeklerin metabolizmaları, dış çevreye adaptasyonları, dolaşım sistemlerinin gelişmesi ve cerrahiye verdikleri cevaplar çok farklı oluyor. Günümüzün en komplike ve gelişmiş cerrahi bölümlerinden biri olan çocuk kalp cerrahisinde ise bazen yeni doğmuş bazen de ağırlığı 800 gram olan bir bebek ameliyat edilebiliyor.

Prof. Dr. Sertaç Çiçek, en sık görülen doğumsal kalp hastalığı tipinin %25-30 ile VSD olduğunu, ardından %6-8 ile ASD ve PDA geldiğini, %5-7 ile de Fallot Tetralojisi’nin bunları izlediğini belirterek sık görülen doğumsal kalp hastalıklarını sıraladı.

Bunlara ek olarak; kalbin sağ veya sol sisteminin gelişmemesi, aort koarktasyonu, vasküler ring, aort kapak patolojileri, mekanik kalp kapağı ve biyolojik kalp kapağı gibi anomaliler de görülüyor.

 

  • Atrial Septal Defekt (ASD): Kulakçıklar arasındaki septumun (iki boşluğu birbirinden ayıran duvar) iyi gelişmemesinden oluşuyor. Böylece iki boşluğun birbiriyle bağlantısı oluyor. Sol sistemdeki basınç normal şartlarda daha yüksek olduğu için bu delik sayesinde sol sistemden sağ sisteme kan geçişi görülüyor. Kalbin sağ tarafında, normalde içinden geçen kandan daha fazlası geçmeye başlıyor. Bunun üzerine hastada sağ kalp yetmezliği bulguları gözleniyor, efor kapasitesinde kısıtlanma oluyor. Cerrahi olarak bu deliğin açık kalp ameliyatı tekniğiyle kapatılması, genelde okul öncesi dönemde yapılıyor.
  • Ventriküler Septal Defekt (VSD): Karıncıklar arasındaki septumda oluşan bir açıklıkla kendini gösteriyor. Bu anomalide de kan geçişi sol karıncıktan sağ karıncığa doğru olduğu için sağ sistemde akım fazlalığı oluşuyor. ASD’den ağır belirtiler veriyor. Sağ kalp yetmezliği bulguları daha erken ortaya çıkıyor, akciğere fazla kan gittiği için ameliyatla kapatılmadığı takdirde akciğer damar yapısında patolojik değişiklikler oluşuyor. Erken çocukluk döneminde genellikle ameliyatla kapatılmaları gerekiyor.
  • Atrioventriküler Septal Defekt (AVSD): AVSD’li cocuklarda hem kulakçıklar hem de karıncıklar arasında açıklık bulunuyor. Kalbin içindeki kapak yapıları bozuk olan bu anomalide normalde sol ve sağ sistemde ayrı ayrı olması gereken iki kapak yerine tek büyük bir kapak yer alıyor. Bu çocuklarda bozuk tek büyük kapağa bağlı kapak yetmezliğinin yanında, birden fazla delik olmasından dolayı akciğere normalin üç-dört katı kadar kan gidiyor. Down sendromlu çocuklarda en sık görülen kalp hastalığı olan AVSD’nin ideal olarak ilk altı ay içinde ameliyat edilmesi gerekiyor.
  • Patent Duktus Arteriosus (PDA): Normalde embriyolojik hayatta kan geçişi olan ve embriyonun kan dağıtımında etkili olan bir damar olan PDA, doğumdan sonraki ilk 24 saatte kapanıyor. Aksi halde akciğere normalden fazla kan gitmesine neden oluyor ve PDA’lı çocuklarda kalp yetmezliği bulguları görülüyor. Ameliyatta PDA bağlanarak kapatılıyor, böylece akciğere giden fazla kan engelleniyor.
  • Büyük Damarların Ters çıkışı (TGA): Bu bebeklerde sorun; normalde vücuda temiz kan taşıyacak aort damarının kalbin sol karıncığı yerine sağ karıncığından, akciğere kirli kan taşıyacak pulmoner arter damarının kalbin sağ karıncığı yerine sol karıncığından çıkmasıyla görülüyor. Böylece vücuda temiz değil, oksijenlenmemiş kirli kan gidiyor ve akciğerden gelen temiz kan da vücuda gidemeden, tekrar akciğere dönüyor. TGA’lı bebekler genelde doğduktan birkaç gün sonra görülen morarmayla kendilerini belli ediyorlar. İdeal olarak ilk 10 gün içinde ameliyata alınmaları gerekiyor aksi halde cerrahiyle anatomik olarak düzelme şansını kaybediyor.
  • Fallot Tetralojisi (TOF): Bu anomalide kalpte birden fazla patoloji bulunuyor. Hastanın belirtileri temelde iki patolojiyle belli oluyor. Birincisi karıncıklar arasındaki septumdaki açıklık, diğeri de kalpten akciğere giden damarın dar olması. TOF’ta akciğere giden damarın darlık derecesine göre hastada morarma görülüyor. Bazı hastalarda bu durum eforla beraber oluyor. Daha ağır vakalarda dinlenme sırasında dahi morarma olabiliyor. Durumu ağır seyreden hastalarda sık sık bayılma nöbetleri de görülüyor. TOF’lu hastaların genel olarak bir-iki yaşlarında ameliyat olmaları gerekiyor. Klinik durumu daha ağır olanların ise daha erken yaşta ameliyat olmaları önem taşıyor.
 

 


anadolusaglik.org


Son eklenen haberler

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim