Aşırı Terleme

Son güncelleme: 19-07-2014

Aşırı terleme artık sorun değil
Terleme yaşamınızı ele geçirmesin
Hayatınızı terleyerek geçirmeyin
Ter korkusu kabusunuz olmasın


Havaların ısınmasıyla ortaya çıkan sorunlardan biri de aşırı terleme. Önlenebilir bir durum olan aşırı terlemenin yaşamınızı olumsuz etkilemesine izin vermeyin.

Günlük hayatta sürekli ellerinizi siliyor musunuz? Ya da saçlarınız sürekli ıslak ve nemli mi? Peki el sıkışmaktan utanıyor musunuz? Eğer bu konulardan şikayetçiyseniz 'hiperhidrozis' denilen aşırı terleme hastalığına yakalanmış olabilirsiniz. Pekçok nedene bağlı olarak ortaya çıkan aşırı terleme (hiperhidrozis) nedir? Ve tedavisi nasıl yapılır?

Kişiyi olduğu kadar çevresindekileri da rahatsız eden aşırı terleme, sıcak yaz günlerinin en sık karşılaşılan sorunlarından biri. Kişisel bakım ve hijyenik önlemlerle azaltılabilse de tamamen düzelmeyen aşırı terleme, özgüven eksikliğine ve sosyal çekingenliğe neden olabiliyor. Normalde vücut metrekaresi başına dakikada 1 mililitre ter salgılanırken bazı kişilerde bu miktar 40 katına kadar çıkabiliyor. İşte bu durum hiperhidroz yani aşırı terleme olarak nitelendiriliyor. En fazla koltuk altı, el, ayak ve yüz bölgelerinde görülen aşırı terleme sorunu olan kişilerin çoğu bunun tıbbi bir durum olduğundan habersizken önemli bir kesimi de utandığı için hekime başvurmuyor. Özellikle içinde bulunduğumuz mevsimde yaşam kalitesini düşüren aşırı terleme sorununu ve bu sorundan kurtulmak için yapılabilecekleri, İstanbul Medipol Hastanesi’nden Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Tamer VARDALOĞLU’na sorduk.

Temel olarak vücudun ısı düzenini sağlayan terleme sisteminin işleyiş mekanizmasından bahseder misiniz, terleme neden gerekli?


OP. DR. TAMER VARDALOĞLU: Ter bezlerinin bir fonksiyonu olan terleme sıcak ve soğuk karşısında vücudun ısı düzeninin sağlayan bir sistemdir. Vücudumuzda ekrin ve apokrin olmak üzere iki çeşit ter bezi bulunuyor. Ekrin tipteki ter bezleri vücutta yaygın şekilde bulunurken, apoekrin ter bezleri daha çok koltuk altı, ense, göğüs ve pubis gölgesinde yer almaktadır.

Vücudumuzda yaklaşık 3 milyon ekrin tipte ter bezi vardır. Ter salgısı, otonom (istem dışı) çalışan sinir sisteminin kontrolündedir ve hiperhidrozda sempatik sinir sisteminin erken ve fazla uyarılmasının rolü olduğu genellikle benimsenmektedir. Bu bölgedeki bezler daha çok seksüel uyarımla salgılanırlar. Temel fonksiyonu ısı düzenlemesi olan bu bezlerle, bazı toksik maddeler ve tuz da atılır.

Normal fizyolojik bir olay olan terleme ne zaman sorun haline geliyor? Aşırı terlemenin ölçüsü var mıdır, yoksa kişiye göre değişiklik mi gösterir?


OP. DR. TAMER VARDALOĞLU: Biraz bireysel bir durum olmakla beraber, vücut metrekaresi başına dakikada bir mililitreden fazla terleme teorik olarak aşırı terleme sayılır.
Tam olarak herhangi bir nedene bağlı olmayan aşırı terleme, genellikle ergenlik döneminde kendini gösteriyor ve kişinin tüm yaşamı boyunca sürüyor. Özellikle insanların sinirli, kaygılı, stresli ve heyecanlı oldukları durumlarda daha fazla oluşan terleme, sıcaklığa bağlı olarak kışın daha az görülüyor. Aşırı terleme durumu her ırk, cins ve yaş grubunda görülebiliyor.

Aşırı terleme kişinin sosyal ve iş yaşamında sorunlar yaşamasına neden olabiliyor. Terleme kimi zaman da psikolojik kökenli olabiliyor. Örneğin utanınca ve korkunca ya da stres anında fazla terleme gelişebiliyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmada hiperhidrozlu kişilerin yüzde 40’ı bu durumun iş yaşamlarını, diğer insanlarla tanışmalarını ve duygusal ilişkilerini olumsuz etkilediğini bildirmiş. Yine bu çalışmada iş dışı yaşamda kısıtlanma hissi yüzde 35, özgüven eksikliği yüzde 50, mutsuzluk hissi yüzde 34 ve günlük aktivitelerde kısıtlanma hissi ise yüzde 38 olarak saptanmış.

Kimler daha fazla terliyor? Vücutta, terlemenin yoğunlaştığı belli bölgeler var mı?


OP. DR. TAMER VARDALOĞLU: Vücudumuzda yaklaşık 5 milyon ter bezi var ve bu sayı herkeste eşit olarak bulunuyor. Bu nedenle yaş, cinsiyet gibi ayrımlar gözetilmiyor. Ancak kilolu insanlarda, şeker hastalığı olanlarda, tiroid bezi fazla çalışanlarda daha fazla terleme görülüyor. Vücudun pek çok farklı bölgesinde oluşabilen aşırı terleme, vücutta bulunan 5 milyon ter bezinin yoğun olduğu yerlerde “aşırı” hale geliyor. Vücuttaki ter bezlerinin üçte ikisi ellerde bulunuyor ve doğal olarak da en fazla terleme burada görülüyor. Ellerden sonra ter bezleri en çok koltuk altı ve ayaklarda bulunuyor. Bu bölgelerin dışında sırayla yüz, kafa, kalça ve sırtta ter bezleri yoğun olarak bulunuyor.

Aşırı terleme sadece ter bezlerinin normalin üstünde çalışmasıyla mı oluyor, yoksa bu durum herhangi bir organik hastalığın belirtisi ya da sonucu olabilir mi?


OP. DR. TAMER VARDALOĞLU: Gebelik, menopoz, alkol kullanımı gibi durumlarda terlemenin arttığı bilinir. Bunun dışında Parkinson hastalığı, şeker hastalığı, hipertiroidi, kalp krizi, bazı kanser türleri, bazı içsalgı bezi hastalıkları ve koma gibi durumlarda da terleme artar. Bahsedilen hastalıklarda görülen hiperhidroz, esas hastalığın eşlikçisi, sonucu veya belirtisi olabilir. Bu yüzden hiperhidroz tedavisine başlamadan önce terlemenin bir hastalık nedeniyle olmadığının ortaya konması gerekir. Vücudun her iki tarafında, günlük aktiviteleri etkileyen, en az haftada bir kez olan, 25 yaşından önce başlayan, uyku ile geçen ve bazı olgularda ailesinde benzer yakınmaya sahip bireyler olan hiperhidroz olguları primer yani nedeni bilinmeyen olarak kabul edilir. Ancak toplum yaşamında kişilere sorun oluşturan hiperhidroz olgularının hemen hemen tümü nedeni belli olmayan yani idiopatik primer hiperhidroz olgularıdır.

Aşırı terleme bugüne kadar bir hastalık olarak görülmedi. Hastayı doktora gitmeye zorlayan sebepler sizce sağlıkla mı ilgili, yoksa tamamen sosyal ve psikolojik nedenler mi?


OP. DR. TAMER VARDALOĞLU: Tüm insanların vücudundaki doğal bir işlev olan terleme, “aşırı terleme” şeklinde ortaya çıktığı zaman kişide bir takım sıkıntılara yol açıyor. Yoğun ıslaklık ve kimi zaman rahatsız edici koku şeklinde ortaya çıkan aşırı terleme, bakteri, mantar çoğalması, enfeksiyonlar ve deri tahrişlerine neden oluyor. Böylece aşırı terleyen kişi, sağlık sorunları yaşadığı gibi psikolojik açıdan da sıkıntıya giriyor. Aşırı terleme sorunu yaşayan insanlar çok sık yıkanma ihtiyacı duyduklarını, giysilerini günde birkaç kez değiştirdiklerini, sosyal yaşamlarında kısıtlamalar getirdiklerini ve güven kaybı yaşadıklarını söylüyorlar. Bu hastalarımız aşırı terlemeden kurtulmak için kendi kendilerine çözüm yolları buluyorlar. Örneğin elleri aşırı terleyenler, ellerini saklamak için uzun kollu giyecekler giyiyorlar. Daha çok koyu renkli giysileri tercih ediyorlar ve sürekli yeni kıyafetler alıyorlar. Toplum önünde konuşmak ve tokalaşmaktan kaçınıyorlar. Oysa bunlar kalıcı çözümü sağlamaz. Aşırı terlemesi olan insanlar kesinlikle bir hekimden yardım almalıdırlar.

Aşırı terlemenin tedavisi için birçok yöntem geliştirildi. Bu yöntemlerden kısaca bahseder misiniz?


OP. DR. TAMER VARDALOĞLU: Lokal tedaviler en çok uygulanan yöntemler arasında yer alıyor. Kişiye ilk olarak, her gece yatarken uygulayacağı kremleri öneriyoruz. Bu kremi hasta gece uyguluyor ve sabah temizliyor. Yaklaşık her gün uygulanan bu tedavi yöntemi çok rahatsız etmeyen el, ayak ve koltuk altı terlemelerinde kullanılıyor. Biz bu tedaviyi en basit yöntem olarak nitelendiriyoruz. Ancak terleme fazlaysa bu yeterli gelmiyor ve diğer tedaviler uygulamaya konuluyor.
Son yıllarda tüm dünyada estetik amaçlı olarak çok fazla kullanılan Botox maddesi, aşırı terleme için geliştirilen yöntemlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Özelikle koltuk altı terlemelerinde tercih edilen Botox tedavisiyle 6 ay süreyle o bölgedeki terlemeye yol açan uyarılar durduruluyor ve sinirler felç ediliyor. Bu maddeyi aşırı terleme sorunu olanlara uyguladığımızda his kaybına neden olabiliyor. Bu nedenle Botox’u el, yüz, ayak gibi bölgelere uygulayamıyoruz. Sadece koltuk altına uygulayabiliyoruz. Bunun dışındaki bölgelerde tercih etmiyoruz.

Tüm bu tedavi yöntemlerinin yanı sıra iyontoforez tedavisi de aşırı terlemeyi engelleyebiliyor. Fizik tedavi uzmanları tarafından 20 ile 30 dakikalık seanslar hâlinde uygulanan iyontoforez tedavisinde, terleyen bölge, içinde metal plâka bulunan bir kaba konuluyor ve düşük şiddette elektrik akımı veriliyor. Akımdan etkilenen ter kanallarının tıkanmasıyla terleme bir süre duruyor. Uygulama sırasında hasta hafif iğne batmaları hissetse de bu tedavinin hiçbir tehlikesi yok. Ancak bu yöntemin de hastaya sürekli uygulanması gerekiyor.

Aşırı terleme sorununu aşmak için, günümüzde cerrahi tedavi yöntemlerden biri olan klipsli ETS yöntemi daha çok tercih ediliyor. Sizce bunun nedeni ne? ETS terlemenin kesin çözümü mü?


OP. DR. TAMER VARDALOĞLU: Klips metodu olarak da nitelendirilen cerrahi tedavinin 85 yıllık geçmişi bulunuyor. Vücut boşluklarına, küçük kesilerden kamera sokularak uygulanan endoskopik yöntemlerin gelişmesiyle, cerrahi yöntem de aşırı terleme tedavisinde yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Cerrahi tedavi ile aşırı terleyen bölgedeki, terlemeye neden olan sinirleri kesiyoruz. Bu sinirleri kesmek yerine klipsle sıkıştırabilir ya da yakabiliriz. Böylece terlemeyi bu yöntemle kesin olarak engellemiş oluyoruz. Diğer tedavi yöntemlerinde kalıcılığı garantileyemesek de cerrahi yöntemde kesin kalıcılık sağlıyoruz.

Bu ameliyattan sonra terleme sorunu kesin olarak çözülüyor mu?


OP. DR. TAMER VARDALOĞLU: Evet, ömür boyu terleme sorunu bu yöntemlerle çözülür. Tekrarlama da söz konusu değil.

Peki, kişisel önlemlerle aşırı terleme sorunu hafifletilebilir mi?


OP. DR. TAMER VARDALOĞLU: Serin tutacak giysi seçimi önemlidir. Doğal pamuklular serin tutar, ancak teri emer ve ıslak kalırlar. Gün içerisinde giysi değiştirmek kişileri rahatlatır. Çalışma ortamının serin tutulması ve iyi havalandırılması da etkileri hafifletir. Tabi, terlemeye yol açan yiyecek ve içecekten uzak durmakta yarar var. Bu, herkese göre değişir, kişi kendisini etkileyen besin maddelerini tespit ederek, buna göre önlem alabilir. Stres, gerginlik ve endişe herkes için genel bir problemdir. Terleme sorunu yaşayanlar bu durumlarda ekstra zorluk yaşar. Gün içerisinde streslerini nasıl azaltacaklarını düşünüp, aktivitelerini dikkatli planlarlarsa ve dinlenmek için zaman ayırırlarsa, günü daha sosyal geçirmeleri mümkün olur. Ter kokusu kişisel temizliğe verilen önemle giderilebilir.

 

 


medipol.com.tr


Son eklenen haberler

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim