Reflü Tedavisi

Son güncelleme: 01-12-2014

Mideden Gelen Her Yanma Reflü Değildir!

Göğüste yanma, mide içeriğinin yukarı doğru gelmesi, tükürük bezinin aşırı çalışmasına bağlı ağızda tükürük oluşması gibi belirtiler yaşayan kişilerin reflü hastalığı açısından değerlendirilmesi gerekiyor. Yavaş ilerleyen reflü, tedavi edilmediği takdirde kronikleşiyor.

Mide içeriğinin yemek borusuna doğru çıkması olarak tanımlanan reflü, uzun zamandır devam ediyor, çok sık tekrarlanıyorsa ve kişide rahatsızlık hissi yaratıyorsa bir hastalık haline geliyor ve reflü hastalığı adını alıyor. İkisi karıştırılsa da aslında birbirinden farklı kavramlar; reflü herkeste olabilen ve makul olarak karşılanan bir fizyolojik durumken, reflü hastalığı bazı sıkıntılara neden olabilecek birçok sorunun bir arada bulunduğu bir hastalık.

Reflü hastalığının yaygınlığı değişiyor. “Midemden gelen yanma hissi var” diyen kişilerin birçoğunda reflü hastalığının çıkmayabilir. Bu belirtiler için altta yatan farklı psikosomatik nedenler bulunabilir. Toplumlar arasında farklılık görülse de genelde toplumda yüzde 20 oranında görülen reflü hastalığı kişinin hayat kalitesini önemli oranda düşürür.

Reflü hastalığının belirtileri neler?

Kişilerde göğsün ortasında yanma hissi, aşağıdan yukarı doğru bir şeyin yaktığı hissi ve çok nadiren de olsa görülen öksürük ve nefes darlığı belirtiler arasında sayılabilir. Yanma hissi kişide haftada iki kezden daha fazla oluyor ve 5-10 dakikadan daha uzun sürüyorsa ve belirgin olarak rahatsızlık hissi yaratıyorsa reflü hastalığının bir semptomu var diye düşünülebilir.


Hastalığın Ortaya Çıkmasına Hangi Etkenler Neden Oluyor?

Reflünün aslında mide ile çok ilişkisi yok. Yemek borusunun alt kısmında yer alan ve mide içeriğinin yukarı çıkmasını engelleyen kapak benzeri bir mekanizma var. Reflü hastalığı bu mekanizmalardaki bazen geçici bazen de kalıcı sorunlar nedeniyle ortaya çıkıyor. Bu bozukluklar sonradan olabileceği gibi genetik olarak bu bölgedeki yapısal bozukluklardan da kaynaklanabiliyor.

Bu mekanizmaların bozulmasına; şişmanlık gibi sonradan edinilen bazı hastalıklar ya da kan basıncını azaltan bazı tansiyon ilaçları ve kas spazmını çözen bazı ilaçların kullanımı da neden olabiliyor. Bunun dışında, gazlı içecekler, çay, kahve, yağlı ve baharatlı gıdaların fazla tüketilmesi gibi beslenme alışkanlıklarının da bu durumun ortaya çıkmasında etkili olduğu biliniyor. Ayrıca karın içi basıncını artıran, karın kaslarını yanlış çalıştıran egzersizler, mide fıtığı gibi durumlarda da reflü hastalığı daha kolay ortaya çıkıyor. Özellikle ileri yaşlarda kullanılan ilaçlar ve bazı hastalıklar nedeniyle reflü hastalığı daha sık görülüyor.

Reflü eğer haftada ikiden daha fazla yaşanıyor ve kişiyi rahatsız ediyorsa öncelikle değiştirilebilecek faktörler varsa onların düzeltilmesi yoluna gidiliyor.
Reflü Hastalığı Yavaş Yavaş Başlar ve İlerleyerek Kronikleşir

Hastalığın tanısı nasıl konuyor?

Göğsünde yanma, mide içeriğinin yukarı doğru gelmesi, tükürük bezinin aşırı çalışmasına bağlı ağızda tükürük oluşması gibi belirtileri olan kişilere endoskopik inceleme yapılıyor. Bu incelemede, yemek borusunda küçük çizik şeklinde yaralar, yemek borusunun alt kısmındaki adale grubunun gevşek gözükmesi, mide fıtığının olması reflüye neden olabilecek etkenlerin varlığını gösteriyor. Bazı kişilerde de yemek borusunda erozyon yaratmayabiliyor. Endoskopik olarak yapılan taramada erozyon tespit edildiğinde reflü tanısı kolaylıkla konulabiliyor. Ancak, yaraların olmadığı durumda tanı koyabilmek için pH metre denilen bir işlem uygulanıyor. Bu işlemde yemek borusuna ince bir kablo sokuluyor ve bu boru midenin üzerinde yemek borusunda durarak yaklaşık 24 saat boyunca asit ölçümü yapıyor. Sonuçlar bazı değerlerin üzerine çıkarsa, reflü hastalığı tanısı konulabiliyor. Bazen pH metre sonucunda da negatif bir şey çıkmayabiliyor. Bu durumda midenin safra ölçümü için inpredans incelemesi yapılarak tanının kesinleşmesi sağlanıyor. Doğru tanı konulabilmesi için bu incelemelerin mutlaka gereklilik sırasına göre yapılması gerekiyor.

Tanı sonrası tedavi yaklaşımı nasıl oluyor?

Reflü eğer haftada ikiden daha fazla yaşanıyor ve kişiyi rahatsız ediyorsa, öncelikle değiştirilebilecek faktörler varsa onların düzeltilmesi yoluna gidiliyor. Örneğin gün içinde çok fazla soda ya da gazlı içecek içiliyorsa bu alışkanlıktan vazgeçerek, gece atıştırmalarından uzak durarak, reflüyü artıran çikolata, domates, nane, sarımsak, soğan, baharat gibi gıdaları tüketmeyerek reflü engellenmeye çalışılıyor. Bunun yanı sıra yine yaşam tarzı değişiklikleriyle; örneğin dar kıyafetler giymeyerek, kilo sorunu varsa kilo vererek semptomların azalması sağlanıyor. Eğer bu şekilde başarılı olunursa ilaç tedavisine geçilmiyor. Ancak tüm bu önlemler ve değişikliklere rağmen iyileşmenin sağlanamadığı kişilerde ilaç tedavisine başlanıyor. İlaç tedavisinden de yanıt alınamayan hastalarda cerrahi tedavi gündeme geliyor. Cerrahi tedavi çok uzun yıllardan beri başarıyla uygulanıyor. Ancak cerrahiyi hak eden hastaya uygulamak gerekiyor.

Cerrahi tedaviden önce kullanılabilecek yeni yöntemler var mı?

Endoskopik olarak uygulanan bazı yöntemlerle reflü azaltılabiliyor. Bunlardan biri ezofiks yöntemi. Bu yöntemde endoskopi ile mide ile yemek borusu arasındaki açıklık, gevşeklik düzeltilebiliyor. Bir diğer yöntem ise stretta yöntemi. Burada da elektrik akımı kullanılarak açıklık giderilmeye çalışılıyor. Reflü tedavisinde zaman zaman gündeme farklı yöntemler gelse de, en iyi sonuç alınan ve uzun soluklu tedaviler bunlar.

Reflü tedavisinde ulaşılmak istenen hedef ne olmalı?

Reflü hastalığında büyük bir sorun yoksa tedavinin temeline inmek gerekmeyebiliyor. Semptomları gidererek hastanın yaşam kalitesini yükseltmek yeterli oluyor.

Ancak bazı hastalarda cerrahi sonrasında dahi semptomlar devam edebiliyor. Bu nedenle ameliyattan önce hastanın psikiyatrik muayenesinin de yapılması gerekiyor. Çünkü bazen reflüsü olan bir kişide yakınmalarla eş zamanda somatizasyon bozukluğu denilen başka bir sorun da ortaya çıkabiliyor.



 


medistate.com.tr


Son eklenen haberler

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim