1. Köşebent
  2. Orhan Yıldız
  3. o.yildiz@farmaziakademi.com
  4. 0532 283 56 68

03-05-2018


Hastalıkta Sağlıkta

Geçtiğimiz yılın sonunda, OECD Sağlık Raporu, “Bir Bakışta Sağlık 2017” adıyla yayımlandı. Rapor, toplamda 35 OECD üye ülkesindeki sağlık çıktılarının ve sağlık sistemlerinin kilit göstergeleriyle ilgili en son karşılaştırılabilir veriyi ve eğilimleri içeriyor. Çok kapsamlı bir şekilde hazırlanan rapor, toplumsal ve küresel sağlık sonuçlarını yansıtan göstergeler, sağlığın tıbbi belirleyicileri, bakıma erişim derecesi, sağlanan bakım kalitesi ve sağlığa ayrılan maddi kaynaklar konularında yaptığı incelemeler ile sağlık sisteminin performansına ışık tutuyor.

Bu yazıda tüm detaylara değinmemekle birlikte, “Bir Bakışta Sağlık’ın içerisinde “Bir Bakışta Türkiye” nasıl görünüyor, birkaç parametre ile değerlendirelim isterseniz.

Diyabet: 1980’den bu yana, Türkiye’de yetişkinlerdeki diyabet yüzdesindeki artış % 5’lerden % 13’e ulaşmış durumda. O yıllarda ülkemizdeki tarama ve tetkiklerin bugünkü gibi olmaması, oranların bu denli dramatik artmasına sebep olmuş olabilir elbette. Ya da nüfusumuzun yavaş yavaş yaşlanıyor olması bir etken olabilir.  Ama yine de 7.0 olan OECD ortalamasının yaklaşık iki katı bir prevalansa sahibiz ve Meksika’nın hemen ardından ikinci sıradayız. Diyabet sebebiyle hastaneye yatışta OECD ortalaması ‰ 1.37 iken Türkiye’de ‰ 2.22 ortalama ile en kötü ilk 5’te yerini almış durumda.

Astım/KOAH: Yine sorunlu olduğumuz bir alan.  Japonya ve İtalya’da prevalans on binde 6 ve OECD ortalaması binde 2.37 iken, Türkiye binde 4,14 ile sondan ikinci sırada yer alıyor. OECD ülkelerindeki kronik hastalıklara bağlı ölümlerin kadınlarda % 3.4’ünün, erkeklerde % 4.1’inin Astım/KOAH sebebiyle olduğu düşünüldüğünde, acil önlem almamız gereken bir alan olduğunu net bir şekilde söyleyebiliriz.

Kardiyovasküler hastalık nedeniyle ölüm: Toplam nüfusa oranla, ölüm sebebi olarak ‰ 3.5’lik oranla, ‰ 2.8’lik OECD ortalamasının üzerinde yer alıyoruz. Burada ilginç olan Türkiye’nin altındaki ülkelerin tamamının, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Estonya, Macaristan, Litvanya, Letonya ve Rusya olmak üzere 8 doğu bloku ülkesi olması. Oralarda neler oluyor tam olarak bilemiyoruz ama Japonya burada da ‰ 1.5 ile ilk sırada yer alıyor.

Kronik hastalıklar içerisindeki İskemik Kalp Hastalığı nedeniyle ölüm oranlarının kadınlarda % 10.6, erkeklerde %12.8 ile ilk sırada olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, bu alandaki tüm risk faktörlerini yeniden değerlendirmemiz ve önlemlerimizi bir an önce almamız gerektiği çok açık bir şekilde görülüyor.

Obezite: Tüm dünyanın ortak sorunu olan obezitede ülke olarak çok kötü olmasak da, %55.4 ile, % 54,1 olan OECD ortalamasından öndeyiz. Japonya bu alanda da 23.8’lik oranıyla neden uzun yaşayan bir nüfusa sahip olduğunu gösteriyor. Bu cümleye özellikle “Hanımlar dikkat!” diyerek başlıyorum çünkü, obezite konusunda kadın- erkek oranına baktığımızda OECD ortalaması eşit olmasına rağmen ülkemizde durum kadınların aleyhine anlamlı oranda yüksek.

Sigara Kullanımı: Yetişkin popülasyondaki sigara kullanımında da ne yazık ki Endonezya’dan sonra Yunanistan ve Türkiye % 27.3 ile ikinciliği paylaşıyor. Yani neredeyse her 3 kişiden biri sigara bağımlısı. Bu oran da % 18.4 lük OECD oranının oldukça üzerinde. Son 15 yıl içerisinde Norveç bu oranı % 33 den %12’ye indirmiş durumda. Biz niye yapamayalım diye düşünmemek elde değil.

Bir parametre daha var ki o sübjektif: “Algılanan Sağlık Durumu”… Her topluma “Sağlığınız genel olarak nasıl?” diye sorulmuş ve halkımız % 66.4 oranında “iyi” ya da “çok iyi” cevabını vermiş. Omuriliklerimize işleyen bir “Hamdolsun” durumu var anlayacağınız. Bu da bizi 68.2 olan OECD ortalamalarına yakın bir yerde tutuyor. Sadece % 12’miz “Çok kötü” demişiz. “Kol kırılır, yen içinde kalır” mı demişiz? Bilemedim…

Tüm bu ve benzeri daha birçok parametrenin sonucunda, OECD ülkeleri genelinde ortalama ömür 80.6 yıl. Japonya birçok alandaki liderliği ve toplum sağlığına gösterdiği önem sayesinde, ömür ortalamasında da 83.9 yıl ile başı çekiyor. İspanya ve İsviçre de 83 yıl ile ikinciliği paylaşarak 80 yıl üzeri ortalama ömre sahip 25 OECD ülkesinden bir gruba önderlik ediyorlar.

Türkiye, yukarıda sıraladığım tüm olumsuzluklara rağmen 78 yıllık ortalamayla, 80.6 olan OECD ortalamasının hemen altında yer alıyor. Üstelik 1970-2017 arasında ortalama ömrün en çok arttığı ülke de Türkiye. Aradan geçen 47 yılda ömür ortalamamız 55’den 78’e, tam 23 yıl uzamış durumda. Bir başka deyişle, o zamanlar 70 olan OECD ortalamasının 15 yıl gerisindeyken şimdi sadece 2.6 yıl gerisindeyiz.

Peki, bu sadece “Hamdolsun iyiyiz” le olur mu? Ya da kol kırılsa da yen içinde kalır ve bu sayede “Yaşa Türk halkı yaşa” diye bir marş daha bestelenir mi?... Hiç sanmıyorum.

Bu, doktorundan hemşiresine, eczacısından kalfasına, ilaç sanayinin tüm bileşenlerine kadar, her sağlık profesyonelinin alnının akıdır. Özellikle eczaneler, 70’lerde, 80’lerde ve hatta 90’larda en önemli sağlık danışma noktası oldular. Doktora ulaşabilmenin zor olduğu, yüzlerce hastalık sıraların beklendiği yıllarda, doktora gitmeden halledilebilecek her türlü sağlık sorununda hepimizin yanında oldular. Hastalıkta ve sağlıkta her zaman en kolay ulaşabileceğimiz yerdeydiler.

Bugün, geçmişte yaptığımız iyi şeyleri tekrarlama, hatta biraz daha üzerine koyarak yapma zamanı.

Etrafımızdaki herkesi, yukarıda saydığımız kronik hastalıklarla, sigara ve obezite gibi risk faktörleri ile mücadele konusunda bilgilendirme ve bilinçlendirme zamanı. Hatta belki bazı alanlardaki farkındalığı önce kendimizden başlayarak yaratmalıyız ne dersiniz?  

Yaz aylarının yaklaştığı, iş yoğunluğumuzun birçok bölgede azalacağı şu günlerde, danışanlarınıza cilt bakımı ve güneş ürünleri konusunda vereceğiniz danışmanlık elbette çok önemli. Ayrıca Ramazan’da karşılaşabilecekleri hazımsızlık başta olmak üzere tüm GİS şikâyetlerinde de bilginize ihtiyaç duyacakları bir gerçek. Bunun yanı sıra, kronik hastalıkları ile ilgili farkındalık yaratmak için bilgi paylaşımında bulunmayı eklemek de çok önemli bir hamle olacaktır. Bu hamle hem onların ömürlerine ömür katacak, hem de vermiş olduğunuz sıra dışı sağlık danışmanlığı, size daha uzun ömürlü sadık hasta/tüketici kitlesi sağlayacaktır.

Karşılıklı kazancın toplumsal kazanca dönüşeceği bu hamleyi başlatmak sadece istemenize bağlı ve gönülden istediğinize de eminim.

Öyleyse ne duruyoruz? Başlayalım mı?  

 


Son eklenen yazılar

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.
Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim