Ecz. Can Yetişen

FATURALI-FİŞLİ İLAÇ VEREBİLİRİZ...

02-07-2007


FATURALI-FİŞLİ  İLAÇ VEREBİLİRİZ... 

 

Ecz. Can Yetişen

 

 

İptal edilen ve yürürlükten kaldırılan yasadan önemli alıntılarla, çoğunuzun okumağa vakit bulamayacağı ve sıkılacağı  uzunlukta olan dava dilekçesi ön hazırlığına başlıyorum:

 

 

KANUN

 

SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU

Kanun No. 5510

Kabul Tarihi : 31/5/2006

 

BİRİNCİ KISIM

Amaç, Kapsam ve Tanımlar

Amaç

MADDE 1- Bu Kanunun amacı, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir.

Kapsam

MADDE 2- Bu Kanun; sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortasından yararlanacak kişileri, işverenleri, sağlık hizmeti sunucularını, bu Kanunun uygulanması bakımından gerçek kişiler ile her türlü kamu ve özel hukuk tüzel kişilerini ve tüzel kişiliği olmayan diğer kurum ve kuruluşları kapsar.

 

Finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri ve süresi

MADDE 63- Genel sağlık sigortalısının ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını; hastalanmaları halinde sağlıklarını kazanmalarını; iş kazası ile meslek hastalığı, hastalık ve analık sonucu tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını, iş göremezlik hallerinin ortadan kaldırılmasını veya azaltılmasını temin etmek amacıyla Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetleri şunlardır:

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Sağlık Bakanlığının görüşü üzerine Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

***

Sağlık hizmetlerinin sağlanma yöntemi ve sağlık giderlerinin ödenmesi

MADDE 73- Bu Kanuna göre sağlık hizmetleri, Kurum ile yurt içindeki veya yurt dışındaki sağlık hizmeti sunucuları arasında yapılan sözleşmeler yoluyla ve/veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından satın aldıkları sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesi suretiyle sağlanır.

Sağlık hizmeti satın alma sözleşmelerinin hazırlanması ve akdedilmesi, sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesi ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

***

5510 sayılı sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu Anayasa Mahkemesince bilhassa 657 sayılı yasaya bağlı memurların tek çatı altında toplanmasının Anayasaya aykırılığından birçok maddesi bakımından iptale uğrayınca yürürlüğe girmesi durdurulmuştu.

Bunun üzerine, hükümet önce bu yasanın yürürlülük tarihini 01/Temmuz/2007 tarihine ertelemişti. Ancak daha sonra 5655 sayılı yasayla yürürlülük tarihi 01/Ocak/2008 tarihine ertelendi.

Kamuoyunda tüm sosyal sigorta kurumlarını tek çatı altında toplayan ve herkese genel sağlık sigortası hizmeti veren yasa olara biliniyordu. Hatta Anayasa Mahkemesi iptal edince Kamuoyunda Çatı Çöktü şeklinde haber olmuştu.

Şu anda bu yasa yok.

Bu yasanın amaç bölümünü önce iyice okuyun derim…

***

Aşağıda sunulan 5502 sayılı sosyal güvenlik kurumu kanunuyla, SSK, Bağ-Kur,Emekli Sandığı, 657 tabii personelin kurum bünyesine alındığını, yine bu kurumların taşınmazlarının, alacaklarının devir alınarak kendisine verilecek görevler için teşkilatlanma hazırlığı yapıldığını  aklınızın bir kenarına yazın.

Sonra, aşağıda ki kurumun amaç ve görevlerini şöyle kendinizi vererek okumanızı öneririm.

Özetle ne diyor?

“Kuruma görev ve yetki veren diğer kanunların hükümlerini uygulamak üzere…”

Bu kanun tek başına, yani başka kanunların kendisine görev ve yetki vermesi olmadan,  teşkilatlanmadan ve primlerin toplanacağı havuzun hazırlığından başka bir şey  yapamaz  diyor.

Yani, bu kanun ile SGK Başkanlığı;

      Tüm sosyal sigorta kurumlarının tek çatıda altında toplanarak ortak emeklilik işlemleri, hesaplamaları v.b. gibi sigorta işlemleri ile genel sağlık sigortası kapsamına alınanları, şartlarını ve sağlık hizmetlerinin nasıl verileceğini, sağlık hizmetinin nasıl satın alınacağını, nasıl akidler yapılarak bu hizmetin verileceğini, geri ödemelerin nasıl olacağı v.b. gibi bu alanlarda ki bir çok konuyu ayrıntılı açıklayan  BAŞKA BİR YASANIN  KENDİSİNE GÖREV VE YETKİ VERMESİNİ  BEKLİYOR.

Ne zaman oluyor bu işlem?

16-Mayıs-2006 günü.

16-Mayıs günü  bir yasa çıkıyor ve kendisini harekete geçirecek, görev ve yetki verecek yasa ve yasaları beklemeye başlıyor.

Beklerken de hazırlık yaparak, SSK’nın, Bağ-Kur’un, Emekli Sandığı kurumlarının taşınmazlarına, alacaklarına  el koymaya, müdürlerini yine müdür seviyesinde SGK’da görevlendirmeye, nasıl daha çok prim toplarım hesapları yapmaya başlıyor.

 

 

 

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU KANUNU

 

Kanun No. 5502

 

Kabul Tarihi : 16/5/2006      

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Tanımlar, Kuruluş ve Görevler

Amaç ve kuruluş

MADDE 1- Bu Kanunun amacı, Sosyal Güvenlik Kurumunun kuruluş, teşkilât, görev ve yetkilerine ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir.

Bu Kanun ile Kuruma görev ve yetki veren diğer kanunların hükümlerini uygulamak üzere; kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî açıdan özerk, bu Kanunda hüküm bulunmayan durumlarda özel hukuk hükümlerine tâbi Sosyal Güvenlik Kurumu kurulmuştur. Kurum, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili kuruluşudur. Kurumun merkezi Ankara'dadır.

Kurum, Sayıştay'ın denetimine tâbidir.

Tanımlar

MADDE 2- Bu Kanunda geçen;

a) Bakanlık : Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını,

b) Bakan : Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanını,

c) Kurum : Sosyal Güvenlik Kurumunu,

ç) Genel Kurul : Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Kurulunu,

d) Yönetim Kurulu : Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunu,

e) Başkanlık : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığını,

f) Başkan : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanını,

g) Genel müdürler : Sosyal Sigortalar Genel Müdürü, Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü, Primsiz Ödemeler Genel Müdürü ve Hizmet Sunumu Genel Müdürünü,

ifade eder.

Kurumun amacı ve görevleri

MADDE 3- Kurumun temel amacı; sosyal sigortacılık ilkelerine dayalı, etkin, adil, kolay erişilebilir, aktüeryal ve malî açıdan sürdürülebilir, çağdaş standartlarda sosyal güvenlik sistemini yürütmektir.

Kurumun görevleri şunlardır:

a) Ulusal kalkınma strateji ve politikaları ile yıllık uygulama programlarını dikkate alarak sosyal güvenlik politikalarını uygulamak, bu politikaların geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak.

b) Hizmet sunduğu gerçek ve tüzel kişileri hak ve yükümlülükleri konusunda bilgilendirmek, haklarının kullanılmasını ve yükümlülüklerinin yerine getirilmesini kolaylaştırmak.

c) Sosyal güvenliğe ilişkin konularda; uluslararası gelişmeleri izlemek, Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşlar ile işbirliği yapmak, yabancı ülkelerle yapılacak sosyal güvenlik sözleşmelerine ilişkin gerekli çalışmaları yürütmek, usûlüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası antlaşmaları uygulamak.

ç) Sosyal güvenlik alanında, kamu idareleri arasında koordinasyon ve işbirliğini sağlamak.

d) Bu Kanun ve diğer kanunlar ile Kuruma verilen görevleri yapmak.

 

***

Müjde!

Sosyal Güvenlik Kurumu, çok geçmeden kendisine hayat verecek görevleri ve yetkiyi verecek kanuna kavuşuyor.

Ne zaman mı?

15 gün sonra.

31-Mayıs-2006 günü;

 SGK’yı   SGK yapacak, ona görev ve yetki vererek çalıştıracak, eczanelerle hizmet alım sözleşmesi yapacak, eczacıların üst örgütü olan TEB heyeti ile Protokol yapacak, bu anlaşmalar için şartname niteliğinde uygulama tebliğleri, talimatları çıkaracak ve artık maliye bakanlığı yerine SGK’yı  bu işlerin patronu yapacak KANUN ÇIKIYOR.

Bu kanunun adı SOSYAL SİGORTALAR KANUNU VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNUYDU.  

Kanun  sayısı da 5510.

***

Hükümet memnun, yandaş ve şakşakçı gazeteler, köşe yazarları, TV’ler, TV programcıları yaygaraya başlıyor.

Sağlıkta devrim!!

Bizim TEB başkanı da bu gibi AKP’nin  hokkabazlıklarına  devrim diyor.

Aferin onlara…

Milletvekili olacak çocuk, sosyal devleti kaldırarak, paran kadar sağlık lafını delikanlıca söylemeyerek sağlığı perişan eden ve sağlıksızlık getirici uygulamaları yaparak, serbest piyasaya hizmetimize ve bağlılığımıza devam  ederek iktidarda kalmamızı pekiştiriyoruz diyen  hükümet üyelerinin yaptığı karşı devrime, devrim dermiş lafını çıkarcılığın, yalakalığın sayfalarına yazıyordu.

Bunlar olurken, birileri bu şakşaklara aldırmadan, Anayasa Mahkemesine iptal davasını açıyordu.

Sonunda Aralık-2006’da mahkeme yasanın bilhassa 657’ye tabi memurlar açısından birçok maddesini iptal ederek yasayı kuşa çeviriyordu.

Eyvah!

Şimdi ne olacak, SGK’yı çalıştıracak ona görev ve yetki verecek yasa gitti.

O müdürler, daire başkanları aylardır boşu boşuna maaş mı alacaklardı. Ne güzel, çatı içinde toplanan eski kurumların mensuplarının emekli maaşları kuşa çevrilecek, sağlık hizmeti alım anlaşmaları, pazarlıkları yapacaklar, kurumu kârlı hale getirecekler, havuzda ki paraları idareli kullanarak, halka pamuk eller artık cebe diyeceklerdi…

Hay Allah!   Bak şu aksiliğe…

Yaşanan şokla, her zaman ki dayıvari uslupla meclisten tekrar çıkarırız lafları, eksik gedik uygularız, var mı bize yan bakan tavırlarından sonra baktılar pabuç pahalı, eh ne de olsa 657’ye tabii memurlar Anayasa ile ayrıcalıklı olarak korunmuş. Halk mı? Kim  takar halkı.. Halk 4-5 senede bir hazineyi tokatlayanlara oy vermeye yarar, asker olup şehit olmaya yarar, bir de onlara bedava sağlık hizmeti mi verecekler. Hadi canım sen de…

Neyse, şoktan çıktıktan sonra 5510 sayılı yasayı 1-Temmuz-2007’e ertelediler. Sonra  Cumhurbaşkanı adaylarını seçtiremediler ve iş genel seçimlere gitti. Artık fiili durum şartları vardı. 9-Mayıs-2007 de 5510 no.lu tek çatı yasasını 1-Ocak-2008’e ertelediler.

Aynı gün, 9-mayıs-2007 günü  2006 yılında kurumlarla ayrı ayrı yapılmış ( SSK ile ayrı- Bağ-Kur ile ayrı-Emekli Sandığı ile ayrı) PROTOKOLÜ  sanki bu protokoller ayrı ayrı yapılmamış da yetkisi ve görevi olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu ile yapılmış gibi  TEB ile SGK karşılıklı olarak  2006 yılı protokolünün süresini yenisi yapılıncaya kadar uzattılar.

İşte orada hepimiz uyuduk. Atladık bu konuyu.

5510 sayılı kanunla verilemediği için Görevi ve yetkisi olmayan SGK, vekil adayı Domaç ile veya Domaç’ın her zamanki taktiği ile işim var deyip gönderdiği bir aymaz heyet üyesi marifetiyle  Protokol uzatımı anlaşmasını imzaladı.

İşte sakatlık ve hukuken yoklukla malul vaka bu tarihte başladı. 9-Mayıs-2007’de…

Görevi ve yetkisi olmayan kurumu devreye sokma işlemi başladı. Çünkü seçim var ve şiddetlice  oya  ihtiyaç var.

Oy için Üniversite dahil tüm hastaneleri herkese sevksiz açınca, tüm eczaneleri de herkese (SSK’lıya – Bağ-Kur’luya- Emekliye) açmak gerekmiyor  mu?

15-Mayıs-2007 de protokol uzatımın devamı getirilerek, eczacılara yeni iskontolarla 2006 yılı sözleşmelerinin yenisi yapılana kadar uzatmalarını emrettiler.

Yine 2006 yılının Haziran ayında geçmişe yönelik 15-Mayıs-2006’den geçerli olduğu bizlere el yazımızla şerh kondurularak eczacılara imzalattırılan ve her kurumla ayrı olarak yapılmış sözleşmeleri, sanki SGK ile yapmışız gibi 15-Mayıs-2007 den itibaren bizlere imzalattılar.

Şimdi SGK’nın eczacılarla sözleşme yapma, uzatma yetkisi olmazsa, hiç bu işlemleri yapabilirler mi?  Sorusunu sormamız gerekir.

***

Soralım ve 5502 sayılı SGK kanununun ilgili maddelerine bakalım:

5502 sayılı kanun;
ONÜÇÜNCÜ  BÖLÜM

Geçici ve Son Hükümler

Devredilen kurumlar ve devre ilişkin hükümler

GEÇİCİ MADDE 1- 4947 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtı Kanunu ile kurulan Sosyal Güvenlik Kurumu, 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile kurulan Sosyal Sigortalar Kurumu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile kurulan Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığının; merkez ve taşra teşkilâtlarının kadroları ile kadrolarında görev yapan memur ve işçileri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) bendi gereği çalıştırılan personeli mevcut statüleri ile her türlü taşınır ve taşınmazları, tapuda bu Kurumlar adına kayıtlı olan taşınmazları ve hizmet binaları, araç, gereç, malzeme, demirbaş ve taşıtları, alacakları, hakları, borçları, iştirakleri, dosyaları, yazılı ve elektronik ortamdaki her türlü kayıtları ve diğer dokümanlar ile birlikte hiçbir işleme gerek kalmaksızın bu Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla görevleri ile birlikte Kuruma devredilmiştir. Devir işlemleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.

Devredilen kurumlar tarafından yapılmış olan sözleşmeler, kredi anlaşmaları, yatırım projeleri, bu kurumların leh ve aleyhine açılmış davalar, icra takipleri Kurum tarafından yürütülür ve bütün hak, yetki, yükümlülük, alacak ve borçlarıyla birlikte Kuruma geçer.

 

Teşkilâta ve kadrolara ilişkin hükümler

GEÇİCİ MADDE 2 - Kurumun merkez ve taşra teşkilâtı ve kadroları kademeli olarak en geç üç yıl içinde bu Kanuna uygun hale getirilir. Üç yıllık süre Bakanlar Kurulu kararı ile  iki yıla kadar uzatılabilir.

 

Bu Kanun gereği Yönetim Kurulu oluşturuluncaya kadar, devredilen kurumların yönetim kurulları ilgili mülga kanunları gereği görevlerini yapmaya devam ederler. Kurum Yönetim Kurulunun en az toplanma yeter sayısı kadar üyesi göreve başladıktan sonra devredilen kurumların yönetim kurullarının görevleri ve tüzel kişilikleri sona erer, yetkileri Kurum Yönetim Kurulu tarafından mülga kanun hükümlerine göre kullanılır.

 

***

 

İlk bakışta, tamam ne var işte, mesela SSK ile eczacının yaptığı sözleşme SGK tarafından yürütülür, her türlü hak, yetki, alacak, borç, yükümlülük Kuruma geçermiş. SGK ile yapılan sözleşme süresi uzatımında hukuka aykırı bir durum yok diyeceksiniz.

 

Kazın ayağı öyle değil.

 

“SGK yönetim kurulunun en az toplanma yeter sayısı kadar üyenin göreve başlayıncaya kadar devredilen kurumların tüzel kişilikleri devam eder” şartı oluştu mu, oluşmadı mı, bilmiyoruz. Eğer oluşmadıysa SGK bizle sözleşme uzatamaz savunmasını yapabilirsem de buna sığınarak  asla  savunma yapmayacağım.

 

Şu anda olmayan 5510 sayılı yasada devredilen kurumların 30-Haziran-2007’e kadar devir işlemlerinin bitirilmesi ve bitirilinceye kadar bu kurumların mevzuat hükümlerinin geçerli olacağı hükmü vardı. Bu savunmayı saklı tutarak da  esas üzerinden olan aşağıda ki savunmamı yapıyorum.

 

5502 sayıl SGK yasasını incelediğimizde, birçok görev, bu görevlerle ilgili yetki verilmiştir. Devredilen kurumların bütün hak ve alacakları ve borçlarının kuruma geçeceği açıkça belirtilmiştir. Hatta genel sağlık sigortası kapsamında  yapabilecekleri  anlatılmıştır. Fakat nasıl yapılacağı belirtilmemiştir.Yani SGK birçok şey yapmakla donatılmıştır ama görev ve yetki beklemektedir.

 

İlginç olan ise,Tüm bunların yapılabilmesi için dışarıdan destek yani kanun gerekiyor.

 

Bu yasanın farklı bir yapılış şekli vardır.

 

SGK’nın tüm yapacakları için bu yasada genel maddeler, genel hükümler tesis edilmiştir. Özel hükümler yani direkt görev  ve yetki veren ve nasıl yapılacağını  AYRINTILARIYLA da söyleyen maddeler teşkilatlanma ve para bulma ile ilgilidirler. Alt yapının kurulması ile ilgili maddeleri yürütür o kadar. Teşkilatın dışında, para toplama dışında direkt görev ve yetki verilmemiştir.

 

Sağlık konusunda görev ve yetkisi yoktur. 5510 Ocak-2008’e ertelenmeyip yürürlüğe girseydi, SGK bu yasayla kendisine verilen görev ve yetkiyle bizlerle anlaşma yapabilecek ve SUT’lar  yayınlayabilecekti.

 

Amaç kısmında çok net ne diyor;

 

Bu kanun ile “KURUMA  GÖREV VE YETKİ VEREN  DİĞER KANUNLARIN HÜKÜMLERİNİ  UYGULAMAK ÜZERE” Sosyal Güvenlik Kurumu kurulmuştur. Diyor. Kuruluş amacı çok farklı değil mi?

 

SGK bir kenarda duruyor ve yasa ile kendisine görev ve yetki  verilmesini bekliyor.

 

Amaç, akla geldikçe yani mecliste O ANDA görüşülen hangi yasa varsa hemen o yasaya ek yaparak mesela,  yurt dışına çıkış harçları hakkında kanuna ek madde koyarak 5502 sayılı yasa ile oluşturulmuş SGK’ya  ÖRNEKLEME YÖNTEMİYLE FATURA İNCELEME GÖREVİ verildiği gibi...

 

Amaç kısmında belirttiği gibi başka kanunlarla verilmiş görev ve yetki mutlaka gereklidir.

 

İşte, Anayasa mahkemesinin iptaliyle  Ocak-2008’e  ertelenmek zorunda olunan 5510 sayılı yasa ile SGK’nın aç olan karnı doyurulacaktı.

 

5510 sayılı yasa yürürlükte olsaydı, ancak o zaman mesela eczacılarla  hizmet alım sözleşmesi  yapma, sağlık hizmeti satın alma, devir edilmiş kurumların hepsinin adına  TEK TİP PROTOKOL ve SÖZLEŞME YAPMA,  emeklilik işlemlerini yapma, emekli maaşlarını  belirleme  gibi yöntemleri ayrıntılı hale gelecek ve SGK devreye girecekti.

 

5510 SAYILI YASA YOK. O HALDE SGK’NIN SAĞLIKTA ANLAŞMA YAPMA GÖREV VE YETKİSİ DE YOKTUR.

 

Benim görüşüm böyledir.

 

Her gün resmi gazete takip edemediğimden, hükümetin hangi kanunla  SGK’ya görev ve yetki verdiğini bilemiyoruz.

 

Mesela Azerbeycan hükümetiyle ticari ilişkileri geliştirmekle ilgili bir kanuna ek madde koyarak SGK’ya görev verebilirler. Resmi gazeteye bakarken her gün yayınlanmış kanunları satır satır okumanız gerekiyor ve bu da amaçları olan  “ ben yaptım oldu bitti” tavırlarına uygun düşüyor.

 

Bu savımın ilgili ve yetkili kişilerce ve  meslek odası yönetimlerince okunarak, hukukçularına incelettirilmesini eczacıların hak ve çıkarlarını korumak görevleri adına rica ediyorum.

 

Çünkü, benim savıma ve yorumuma  göre;

 

SGK şu anda eczacılarla ne protokol yapabilir ne de sözleşme imzalayabilir.

Protokolleri ve Sözleşmeleri de uzatamaz.

SUT yapıp, 15-Hazirandan geçerlidir diyemez.

Örnekleme yönetimiyle faturalarınızı, reçetelerinizi inceleyeceğim de diyemez.

 

Bunların hepsi hukuken yoklukla maluldur veya en azından butlandır.

 

***

 

“SGK yönetim kurulunun en az toplanma yeter sayısı kadar üyenin göreve başlayıncaya kadar devredilen kurumların tüzel kişilikleri devam eder” durumu eğer varsa;

 

Eczacılar yine eskisi gibi SSK ile, Bağ-Kur ile, Emekli Sandığı ile Maliye Bakanlığı ile ayrı ayrı protokol ve sözleşme yapar.

 

Eğer, devredilen kurumların tüzel kişiliği sona erdiyse ve bizim bilemediğimiz iptal edilen 5510’nun dışında başka kanunlarla SGK’ya görev ve yetki verilmediyse;

 

Eczacılar, 15-Mayıs-2007’den itibaren hiçbir kurumla protokol ve sözleşme yapamaz.

 

Eczacıların hepsi, tüm kurum mensuplarına tek bir iskonto bile vermeden, kamu indirimi bile yapmadan  FATURA ve FİŞ  KARŞILIĞI İLAÇ VERMEK ZORUNDADIRLAR.

 

Aksi halde yasalara göre suç işlerler.

 

***

Yarın bir yetkili çıkar, bu durumu tespit edip, siz eczacılar hakkınız olmadığı halde sözleşme yaparak, hazineden şu kadar ay, gün para aldınız, hadi bakalım pamuk eller cebe faiziyle verin hazinenin paralarını diyebilir.

Eczacıda, fellik fellik bu protokolü imzalamış TEB heyet üyelerini  ve SGK yetkililerini arayarak devlete faiziyle geri verdikleri paraları onlara RUCÜ etmeye çalışırlar. Bir de hastaları bulurlarsa tabii ki…

 

Olmaz mı?

Göreceğiz oluyor mu, olmuyor mu?

 

2002 yılında Sağlık Bakanı Durmuş’u hatırlayın, hukuksuzluğu yakalayıp, benzer işlemi yaparak stoklarımızdan %10 oranında mal varlığımızı almıştı bizlerden.

 

Bizde kepenk kapatmıştık hani...Domaç’ın korkması ile 1 kuruşluk bile hak alamamıştık. Sanayicinin ödemesi gereken bedeli biz ödemiştik. O günden beri de sanayicinin bize geri ödemesi gereken “bedelsiz kamulaştırmaları” eczacı cebinden, sermayesinden ödeyerek batıyor.

 

Bakanın gücü bize yetmişti.

 

Neydi yapılmış olan?

 

İlaç sanayicisi, eczacıya verdiği ticari anlamda ki %10 peşin iskontosunu, ilaç fiyat kararnamesine açıkça aykırı olacak şekilde ilaç fiyatlarının içine sokarak, eczacıya verdiği ticari iskontoyu bedavaya getirmişti.

 

***

 

Savımı kuvvetlendirecek son bir olaydan bahsedeyim:

 

SGK,  SUT yayınladı, protokol ve sözleşme uzattı ve yeni protokol ve sözleşme hazırlığı içinde…

 

Peki, Maliye Bakanlığı  niye konsolide bütçeye tabi yani 657’ye tabi memurlar için ayrı bir TUT hazırladı. Düşünün bakalım.

 

Eğer, eczaların devredilen SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı ile yaptığı sözleşmelerin tüm hakkı SGK’ya geçmiştir diyerek, bunları temsilen bizlerle sözleşme yenilemek isteniyorsa, neden 657’ye tabi memurların bağlı oldukları bakanlıklar ile yani konsolide bütçeye tabi kurumlarla yaptığımız sözleşmelerin tüm hakkı SGK’ya geçmiyor.

 

Madem 657 dahil tüm kurumların mensupları, sosyal güvenlik kurumu  kanununda yer alıyor da 657’ye tabi memurlar sözleşmeye gelince neden ayrı tutuluyor.

 

Çünkü, Anayasa mahkemesi 657’ye tabi olan memurların tek çatı altında toplanmasını iptal etti de onun için.

 

Yani, SGK’ca yürürlüğü Ocak-2008’e ertelenen 5510 sayılı yasada geri kalan iptale uğramayan kurumların üyeleri baz alınıyor.

 

Böylece SGK olmayan 5510 sayılı yasadan besleniyor. Çünkü kuruluş amacı çok açık olarak böyle diyor.

 

5510 sayılı yasa şu anda yoktur. Yok olan, olmayan, yürürlükte olmayan yasa, SGK’ca değerlendirmeye alınıp, iptal olmayan kurumların üyeleri  baz alınıp, olmayan yasadan kuvvet alınarak ve  yorum yapılarak eczacılarla protokol ve sözleşme yapılmak isteniyor.

 

SGK’da hazır olan ve TEB’e sunulacak tek tip taslak protokolde, 657’ye tabii memur yok, diğer kurumların üyeleri  var. SGK yetkimi kullanıyorum diyorsa, devir aldığı yani kaldırdığı kurumların üyeleri  arasında olan 657’ye tabi memurlarla ilgili neden eczacıyla protokol ve sözleşme yapmıyor?

 

Anayasa iptalini baz alarak  ve iptal edilmeyen kurumların üyeleri için yürürlükte olmayan bir yasa ile kendisine görev ve yetki verilmiş gibi hareket ederek eczacılarla protokol ve sözleşme hazırlığına girişiyor, SUT çıkarıyor. Bu durum hukuka aykırıdır.

 

5510 yürürlükte değildir. Ocak-2008’e kadar SGK bu yasadan görev ve yetki alamaz, alırsa hukuka aykırı işlem yaparak hukuken yoklukla malul bir işlem yapmış olur.

 

Bu güne kadar;

 

SUT’u çıkararak ve eczacının reçetelerini örnekleme yöntemiyle inceleyeceğim diyerek hukuken yok sayılan işlemler yapmıştır.

 

Şu anda bile eczacılar suça ortak olarak, yarın öbür gün devlet tarafından para cezaları ile karşılaşabilirler.

 

Bu karmaşık gözüken ve anlaşılacak biçimde olması için bazı tekrarlarla yaptığım hukuki yorum, bir anlamda dava dilekçesinin hazırlık metnidir.

Açılacak dava metni de en az bu kadar uzun ve ayrıntılı olmak zorundadır.

 

İsteyen ve savıma  katılan eczacılar,  eczacı odası yöneticileri ve hukukçuları, bu hazırlığıma ilaveler yaparak  veya çıkarmalar yaparak  dava açabilsin diye  bu hazırlık ve yorum içeren yazımı eczacı kamuoyuna sunuyorum.

 

Dava açmakla hiçbir şey kaybedilmez, kazanırsak çok şey kazanırız. Faturalı- fişli ilaç satışlarına  başlarız ve buna hangi delikanlı(!) Hükümet dayanabilir?

Daha sonra da mesleğimize ve hukuka uygun haksız rekabet, haksız kazanç ve yolsuzluk üretmeyecek, paylaşımcı öğeler içeren sözleşmeleri yapabiliriz.

 

Sizleri yani buraya kadar okuyabilenleri yorduğum için kusura bakmayın, artık bu fütursuzca ve acımazsıca hareket ederek bizleri yok etmeyi kafasına koymuş  iktidara karşı  mücadele etmek hiç kolay değil. Çok emek istiyor.

 

Bahsi geçen yasalarda devredilen, yürürlükten kaldırılan sayfalar dolusu yasa maddesini inceleyerek sonuca varmak  çok vakit aldı ve çok yorucu oldu, %3’lük yalnız çalışan bir eczacı olarak…

 

Kazanırsak harika bir şey olur değil mi?

 

Mutlaka dava açılacak. Türkiye çapında bir ekip çalışmaya başladı bile…

 

İyi ve hakça yaşanan  günlere doğru.

 

Saygılarımla.

 

Ecz. Can Yetişen

 


Yazarın diğer yazıları

Yazıların tüm hakki Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.

Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim