Ecz.Süleyman ARSLANTÜRK

Eczacılar ve Dünya Çiftçiler Günü

14-05-2020


DİLEKÇE 2.

14 MAYIS ECZACILAR ve DÜNYA ÇİFTÇİLER GÜNÜ

Sayın Sağlık Bakanım
Sayın Tarım ve Orman Bakanım
Sayın TBMM Yasa Komisyonu Başkanım
Sayın TEB Başkanım
Sayın Eczacılık Fakültesi Dekanlarım
Sayın Eczacı Odası Başkanlarım.

Başvuran………………………………:
Ecz. Süleyman Arslantürk.   316XXXXXX14.
Konu…………………………………….: Eczacılık Günü ve Dünya Çiftçi Günü.
                                                         6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Yasası.                                        
Olay………………………………………:
1947 tarihinde Yatağan/Denizli’de doğdum. İlkokul’u Yatağan’da
                                                          bitirdim. Annem Kur’an kursuna, babam terziye çırak vermek istiyordu. Benim gönlüm, gözüm şehirdeki ortaokulda idi. Evin otoritesi babaannem, “Gitsin, gitsin, ne işe yarayacak bu?” dedi.
Zor şartları aşıp Denizli’ye gittim; ortaokulu, liseyi rahat bitirdim.
1965 yılında anlı şanlı ünlü İ.Ü Tıp Fakültesini ön sıralarda kazandım.
Kurtlar sofrası İstanbul’da kuzu kuzu fakülteye başladım.
İkinci sınıftaki tanıdık öğrenciler kulağıma seslendi: “Enayi misin? Tıp çok uzun, Eczacılık dört yıl; bitirir bitirmez gündüz gece para basıyorsun, en önemlisi de orada bir erkek öğrenciye iki kız düşüyor.” Dediler.
Ver elini tenha, ciddi, kibar bir o kadar da zor İ.Ü. Eczacılık Fakültesi.
Tıp okuyan arkadaşlar okulu bitirdiğinde, kısa yola kaçan-sapan ben bitiremedim.
1971 Eylül’ünde eczacı oldum.
Eczanesi olmayan yerde, ecza dolabı olan doktor, tek bir eczaneli yerde de eczacı “yerim seni” gibi tehditkar bakıyordu.
Her yer olumsuz görünüyordu. “Olmazsa deniz kenarında olmasın, gider kendimi denize atarım” diye bir eczanesi olan deniz kenarındaki yerde karar kıldım.
İkinci eczane yaşamaz diye altı ay tartışılan yöremde, biri 20 metre karşıma, öbürü de 100 metre sağıma iki muvazaalı eczane açıldı. İkisini de görmeyeceğim bir yere taşındım.
Eczanenin birisi muvazaadan çıkıp bitişiğime geldi.
Kısa keseyim, oradan da kaçtım, tenha bir caddeye taşındım.
On sene geçmedi, o kör cadde en fazla eczane olan cadde oldu. Olsun, sağlık olsun dedim.
Gözümü açıp kapayana kadar, eczane eczacılığımın 50. yılına bir çizgi kalıverdi.
Bağ-Kur 12. basamak emekliliğim oldu, bu yetmez bir de çiftçi olayım istedim; 2000 yılında dört bin ağaç yetiştirdim; tam köşeyi döndüm derken, kilosu bir dolara ürün sattım derken, kendime nazar ettim. Önce ağaçlarımı mantari virüs’e kaptırdım. Geçen sezon 10 kg ürünümün cirosu ile deniz kenarında bir Türk Kahvesi içemedim.(Virüsün çaresi bulunamadı, devletim yıllık meyveyi sigorta ediyor, arabamı, kendimi, evimi sigorta ediyor ama ağaçlarımı sigorta etmiyor.)
Oradan da talihim gülmedi.
Halim budur.
Ülke Eczacılık Günümüzü ve Dünya Çiftçiler Gününümüzü kutlarım. Yüce Tanrı’dan Çiftçilere ve Eczacılara sağlıklı uzun ömürler, makul geçinebilmekler diliyorum.
Saygılarımla selamlarımı sunuyorum
ÖZETİM:
1. İyi insan olamadım. Rahat geçinecek bir emekli olamadım.
2. Okulumda onca laboratuvar föyünü başarı ile uyguladım.
Eczanemde küçücük “İyi Eczacılık Uygulamaları” broşürünü uygulayamadım. Kime ne yaparsam “iyi eczacı” olacağımı bilemedim. Kime iyi eczacı diyeceğimi kestiremedim.  “İyi Eczacı” olamadım.
3. Orta boy çiftçi oldum, tatminkar bir gelir elde edemedim.
Özetin özeti: “İyi Eczacı” da normal çiftçi de OLAMADIM. İdare eder bir emekli olamadım.
3. Dünyanın demokrat, despot, dinci hiçbir ülkesinde olmayan bitişik eczaneden çok rahatsız oldum.
4. Herhangi bir eczacı diploması ile istediğin yere eczane açılabilen ülkemde, iki eczacı birleşip bir eczane açamadığıma çok yandım.
5. Eczacısı başında duran eczane ile eczacısı uzakta, mesela yazlıkta veya başka bir hayırlı işte olan eczanenin farkını kavrayamadım.
6. Neden en rahat reçetesiz ilaç satılan ülke olduğumuzu düşündüm, düşündüm şifresini çözemedim.
 İSTEKLERİM:
1. Bir eczacı arkadaşımla beraber eczane açmak istiyorum.
2. Bitişik eczanede eczacı olmaktan utanıyorum, istemiyorum; nereye gideyim.
3. Eczanede, teknisyenlik, muhasebecilik, sekreterlik hizmeti yapmak istemiyorum, birinci basamak sağlıkçı olarak, eczacıdan başkasının yapamayacağı görev olarak ne yapabileceğimi öğrenmek, uygulamak istiyorum.
Eczacı olarak yapacağım işi öğrenmek ve bu iş karşılığındaki eczacı hakkımı almak istiyorum. Eczacı hakkım yoksa ben niye eczanenin başında bulunayım, anlamıyorum?
Eczanesinin başında olmayan eczacı ile başında olan eczacının farkını bilmiyorum.
Kul hakkının kutsal olduğu dinimizde, ülkemizde eczacı hakkı niye olmuyor?
4. Zengin çocuğu eczacı, eski bir eczane satın alıp istediği yere, istediği an gelebilirken, fakir çocuğu eczacının ömrü boyu oraya gelemeyecek olması vicdanımı kanatıyor.
Kanamamı nasıl durdurabilirim?
Eczacılık Fakültesi dekan, öğretim üyesi ve öğrencileri bu haksızlığa ne diyorlar merak ediyorum?
5. Korona günlerinde eczanemi kendim ilaçlayamadım, bir antiseptik, bir kolonya yapamadım, hele hele bir maske nasıl edinilir anlatamadım ya; halime çok acıyorum.
6. Eczanemde eczacı gibi eczacılık yapmak istiyorum; çok mu zor, yok mu buna bir çare?
SONUÇ:
Bu sorularımı 30 yıldır sık sık soruyorum. 1976’larda yasa komisyonuna dilekçe gönderdim.
O zamandan beri eczacı odası genel kurulunda, dergilerde, gazetelerde, hele hele “Eczacının Sesi Özgür Köşe” sinde çok dillendirdim, seslendirdim, sergiledim.
Olumlu, olumsuz, yetkili, yetkisiz hiçbir kimseden, hiçbir yanıt, katkı, eleştiri alamadım.
Bakanlık, komisyon, politikacılar, TEB, Eczacı Odaları bu sorularıma hiç yaklaşmadı, yanıtlamadı.
Sayın yetkililerim:
Bu isteklerim artık kendim için ise, şu Ramazan gününde, şu bayramlar önünde NAMERDİM.
Sorum:
Eczacı ve Çiftçilerin olumsuzluklarının temel nedeni, bence geçerli yasa ve yönetmeliklerdir.
1. Sizce, neden nedir?
2. Eczacılık, Çiftçilik “hangi yasa ve yönetmelik” ile normalleşebilir? Yazabilir misiniz?

Korona sonrası Sayın Cumhurbaşkanım şöyle seslense:
“Milletimizin efendisi, eli nasırlı, eli öpülesi çiftçi kardeşlerim.
Gece, gündüz, bayram seyran elimi uzatsam değecek kadar yakınımdaki eczacı kardeşlerim:
50 yıldır çok hakkınızı yedik. Bugün “Dünya Çiftçiler ve Ülkemiz Eczacılar Günü”.
Önümüz Ramazan, sırada Kurban Bayramı. 1 Mayıs, 19 Mayıs, 30 Ağustos artısı.
Şu mübarek bayramlar sezonunda:
“Nasıl bir Yasa, Nasıl bir Yönetmelik istiyorsanız, yazın getirin; imzalayıvereyim.” dese!?
1. Hangi bakanlık?
2. Hangi komisyon?
3. Hangi TEB?
4. Hangi eczacılık fakültesi?
5. Hangi eczacı odaları?
Acaba ne götürür?
XXX
Cehennemin en karanlık yerleri buhran zamanlarında tarafsız kalanlara ayrılmıştır. (İlahi Komedya)

Ecz. Süleyman ARSLANTÜRK 

14 Mayıs 2020 KUŞADASI


Yazarın diğer yazıları

Yazıların tüm hakki Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.

Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim

Yazı ve fotoğrafların tüm hakkı Eczacının Sesi e-gazeteye aittir. İmzalı yazılar, yazarlarının görüş ve sorumluluğu altındadır. Eczacının Sesi e-gazetenin adı kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz.