Ecz. Murat AKER

Dijitalleşen çağda hepimizin vazgeçilmezi akıllı telefonlar, yaşam şekillerimizi, aile ve sosyal ilişkilerimizi ele geçirmiş durumda. Facebook ile başlayan sosyal ağ siteleri Instagramla tap yaptı, günümüzde bağımlılık sıralamasının en üstüne yerleşti.

Sigara bağımlılığını test etmek için ilk sorduğumuz soru; "Sabah uyandığınızda kahvaltıdan önce sigara içer misiniz?" sorusudur. Bu soruya cevap verenler tam bağımlı ve ilaçla tedavi önerdiklerimizdi.

Şimdi çoğumuzun gece yatmadan önce, uykumuz kaçtığında ve sabah uyandığımızda ilk yaptığımız cep telefonlarımızı elimize almak. Gerisini siz düşünün... Dijital diyet uygulamalarına başlasak bile başarılı olmak kilo vermekten daha zor. Çağımızın bu bağımlılık hastalığından kurtulmamız hele de metropollerde yaşıyorsak neredeyse imkansız. Üstüne üstelik pandemiyle birlikte gelen yasaklar ve kısıtlamalar bu akut hastalığımızı kronik hale getirdi.

Sosyal medya yöneticiliği, dijital pazarlama uzmanlığı geleceğimizin en iyi on mesleği arasına girmeye şimdiden aday.

Tabi ki biz eczacılar da günümüzün bu iletişim ve satış merkezinden uzaklaşmayız. YouTube kanallarıyla Instagram üzerinden yapılan uzaktan eğitimler sinema kanalları gibi oldu. Hangi eğitime katılacağımıza karar vermekte zorlanır, eğitimi dinlerken bilgisayarların başında uyuya kalır olduk.

Teknolojiyle büyüyen yeni kuşak eczacılarımız hem YouTuber olma hayalleriyle hem de işlerini artırma hevesiyle eczanelerini açar açmaz bir Instagram sayfası açmak ve oradan tanıtım ve satış yapma çabaları içine girdiler. Instagramdan takip ettiğim yeni mezun bir kadın meslektaşım laboratuvarında, havanı da çok güzel kullanarak bütün sempatikliğiyle (beyaz önlüğünü giyse daha güzel olacak) kendi söylemiyle, cilt yenileyici krem, saç kurtarıcı serum hazırlayarak Instagram sayfasından reklamını yaparak pazarlıyor. Kendi etiketlerini yapıştırdığı ürünlerini müşterilerine göndermek üzere kargoya verilme görüntülerini de yaptığı işin cezai işlem gerektiğini bilmeden (!) yayınlıyor. Takipçi sayısını artırmak için de yaptığı çekilişlerle hediye dağıtmayıda ihmal etmiyor. Yeni kuşağın cesaret ve inovasyon gücüne şaşırmamak mümkün değil!

Birde bizim kuşağın zirve yapan popüler Eczacıları var! Zirvede kalmak kolay değil, onlarda bu alana profesyonel yatırımlar yapıyorlar. Her gün kamera karşısına geçiyor, bazen de dallarında uzman kişileri konuk ediyorlar. Hani bilgi edinmiyoruz dersek yalan olur, danışanlarımıza aktaracağımız güncel bilgiler öğreniyoruz.

Bu konuda: “Ben Eczacı Mehmet Müderrisoğlu” diye başlayan reklamlarıyla toplumda eczacı algısını yükselten duayen eczacımızdan, girişimciliğiyle ve yenilikçi atılımlarıyla eczaneleri farklı boyutlara taşıyan Eczacı Adile Özdağ’dan, Aroma terapiyle eczacılara yeni bir kategori alanı açan, yaptığı eğitimler ve çıktığı tv programlarıyla bir marka haline gelen Eczacı Hülya Kayhan’dan bahsetmeden geçemeyeceğim. Hepsini çok sevdiğim, çok kıymetli benzeri meslektaşlarımın, eczacı olarak ürün ve firma reklamı yapmaları bana çok etik gelmiyor. Firmaların bizlerin ve mesleğimiz üzerinden rant elde etme, tüketimi artırma oyunlarından uzak durmalıyız.

Sosyal medyada oluşacak, meslek itibarımız ve etiğimizi bozabilecek uygulamalara karşı; başta TEB ve Yüksek Haysiyet Divanı, Eczacı Odaları ve Haysiyet Kurulları ortaklaşa bir çalışma yapıp “Eczacılar için sosyal medya etiği uygulamaları” ile ilgili yol gösterici bir mevzuat hazırlamalıdırlar.

 



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat