1. Köşebent
  2. Orhan Yıldız
  3. o.yildiz@farmaziakademi.com
  4. 0532 283 56 68

25-09-2018


Rıfkı

Her zaman eczane ekonomisinden bahsedecek değiliz ya, biraz da havadan sudan konuşalım, sıradan şeylerden bahsedelim ne dersiniz?

Söz gelimi, hepimizin hayatımızın bir döneminde oynamış olduğumuz ya da en azından yandan izlediğimiz bir kart oyunu var; King…

Hatırlarsınız, oyuncular kendi sıraları geldiğinde koz oyunlarından ya da Kupa Almaz, Kız Almaz, Erkek Almaz, El Almaz, Son İki ve Rıfkı adlı ceza oyunlarından birini kendi elinin durumuna göre söyler ve oyun bu şekilde devam eder. Bu oyunda koz ve ceza oyunlarının bütününde alınan artı ve eksi puanlar oyun sonunda oyuncunun batmasına ya da çıkmasına neden olur.

Bu oyun her ne kadar 52 kartlık deste ile oynansa da hayatın içerisinde her birimiz kendi elimiz neyi gerektiriyorsa onu ön koşul olarak öne sürer karşımızdakini de o oyunu oynamaya zorlarız. Üstelik bu durum sadece kişileri değil devletleri de kapsıyor. Amerika da tüm dünya ile King oynuyor bir süredir mesela. Örneğin İran ve Kuzey Kore ile “El Almaz”, Çin ile “Son İki” Rusya ile “Kupa Almaz” Türkiye ile ise “Rıfkı” oynuyorlar…

Rıfkı’da amaç hepimizin bildiği gibi “Kupa Papazı”nın oyun sonunda elde kalmamasıdır. Oysa “Kupa Papazı” rahip Brunson elimizde patlamak üzere. Gerçi bu yazıyı kaleme alırken Wall Street Journal Rıfkı’yı 13 Ekim gibi elden çıkaracağımız yönünde haber yayınladı ve doğru olma ihtimali var.  Ancak yine de Türk lirasının Amerikan doları karşısında son 1 yılda yaklaşık %72, son altı ayda ise % 55 değer kaybı yaşamış olması, şu ana kadar ülke olarak aldığımız cezanın, oyun sonunda bizi oldukça sıkıntıya sokacağı şeklinde yorumlanabilir.

Bu çerçevede vizyonumuzu uluslararası boyuttan ulusal ve hatta sektörel boyuta odakladığımızda da sıkıntılı sürecin yansımalarının aynı olacağına şüphe yok.

Beşeri tıbbi ürünlerin fiyatlandırılmasında kullanılan 1 (bir) Avro değeri 19 Şubat’tan beri 2,6934 TL’dan hesaplanıyor. Bu oran uygulanmaya başladığında yaklaşık 4,65 TL olan reel avro kuru ile aradaki fark yaklaşık 2 TL ve yaklaşık % 42 eksik ödeme öngörülüyordu. Güncel Avro kurunun 7,2-7,4 bandında seyrettiği düşünüldüğünde aradaki fark yaklaşık 2,7 kat olmuş durumda.

Eğer kur oranları yıl sonuna kadar bu şekilde kalsa dahi, kararnamenin 2. madde 2. bendindeki hesaplama yöntemini ve yıllık ortalama Avro kurunu baz alarak yapılacak hesaplama sonucu, bizi yaklaşık 3,85 bandındaki bir yeni Avro fiyatlandırma rakamına ulaştırıyor.  Bu da 2019’da reel kurla aradaki farkların yaklaşık 3,5 TL’ye, ve yaklaşık % 48’lik bir eksik geri ödeme tablosuyla karşı karşıya getiriyor. Eğer rakamlar bu şekilde belirlenirse İlaç Sanayii’ni çok sıkıntılı bir sürecin beklediği çok açık.

İlaç Sanayii için ise en azından oransal olarak makasın açılmayacağı bir rakamın belirlenmesi kabul edilebilir olacaktır. Bu da bizi 4,65 üstü bir rakama götürüyor ki, yeni bir kaynak yaratılmadan bu rakamların konuşulabilmesi de şimdilik çok mümkün gözükmüyor. Kaynak olarak da ilk akla gelen, bu yıl başında yürürlüğe konulmak istenen ama sonra geri çekilen Geri Ödeme Listesi’nde çok geniş kapsamlı bir paydaş katılımı ile konsensüs sağlanması ve hızla hayata geçirilmesi olabilir.

 

Bu noktada vizyonumuzu biraz daha kendimize odakladığımızda, “Filler Tepişir Çimler Ezilir” adlı oyundaki rolümüze de ulaşmış oluyoruz. Etkileyemediğimiz ama çok etkileneceğimizin kesin olduğu bir dönemi yaşıyoruz.

Peki, bu durumda ne yapabiliriz ve ne yapmalıyız?

- Öncelikle “abartısız” 7/24 işimizin başında olmalı ve işimizi düşünmeliyiz

- Ekran başına geçme amacımız sosyal medya kullanımı için değil, eczane stok programlarımızın etkin bir şekilde kullanımı ve işlerliği için olmalı

- Stoklarımızı çok detaylı bir şekilde incelemeli, uzun süredir “ya sorulursa” diye elimizde tuttuğumuz ve bütçemizde çok ağır bir yük teşkil eden ürünleri elimizden mümkün olduğunca hızlı bir şekilde çıkartmalıyız

- Sadece tahminlere dayalı alım yapmamalı, ürünlerin reçete/talep edilir olmasını kesin şart olarak benimsemeliyiz

- Gerçekten ihtiyaç olmayan bakım- onarım, yenileme, demirbaş alımı, menkul, gayrimenkul alımlarını başka bir bahara bırakmalı ve olabildiğince nakitte ve işimizin ticaretinde kalmalıyız.

ABD’nin uyguladığı kapsamlı yaptırımların sonuçlarını inceleyen ekonomistler, yaptırımların en çok yaptırımlara konu ülkedeki dar gelirli kesimi etkilediği sonucuna varıyor. Geçmişle kıyasladığımızda hızla o çizgiye doğru ilerlediğimiz çok net ortada ve bütün bu önlemler, içinde bulunduğumuz durumu ne olarak adlandırırsanız adlandırın, en az hasarla atlatabilmemize olanak sağlayacaktır.

 

Pardon, havadan sudan konuşacaktık yine nerelere gelmişiz, affola…

 

 

Orhan Yıldız


Son eklenen yazılar

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.
Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim