İnternet hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmuştu zaten. Pandeminin getirdiği eve kapanmalar ve az temaslarla teknolojiyi hiç kullanmam diyen insanların bile hayatına girdi.

70’li yaşlardaki insanların –teması azaltmak amacıyla- market alışverişlerini internet üzerinden yaptıklarına çoğumuz şahit olduk.

Eve kapanmalar sona erdiği halde, internet alışverişleri hızla artarak devam ediyor. Bu tabloyu görünce doğal olarak akla şu soru geliyor.

Eczanelerimiz ve mesleğimiz bu dijital dünyanın neresinde?

Hepimiz biliyoruz ki; çok uzağında.

Tarih ve doğa boşluk tanımaz. O boşluğu işin sahibi doldurmazsa, birileri ya da bir şeyler dolduruyor.

Eczanelerimizin dijital dünyanın dışında kalmasının yarattığı boşluğun ehliyetsiz kişilerce nasıl doldurulduğunu izliyoruz. Ve üzücü bir şekilde bunların halk sağlığında nasıl olumsuz sonuçlara yol açtığını hepimiz görüyoruz; sahte ve yanlış kullanılan ilaçlar, beklenmeyen etkileşimler, hatta hayatını kaybetmeye kadar varan kötü sonuçlar…

Dijital dünya ve eczanelerimizin durumunu şuna benzetebiliriz.

“At arabanın arkasından gidiyor.” Doğal olanı bu değildir. Bir an önce atı arabanın önüne koşmak gerekir.

Gerçek yaşamda olduğu gibi, dijital dünyada da bir sağlık-ilaç danışmanlığı söz konusu ise bunun sahibi tartışmasız eczacılar olmalıdır.

Öncelikle kaçınmak ve uzak durmak yerine eczacıların bu sanal dünyada var olmaya inanması ve talep etmesi gerekiyor. Tabandan gelen bu talep ve baskı ile de tüm kurumlar ve mevzuat kendini buna uyumlu hale getirmelidir.

Bunun için geç kalınmaktadır. Bir müddet sonra gösterilen gayretler de sonuç alamayacaktır.

Son TEB Genel Kurulu ve seçimleri ile birlikte yeni TEB yönetimi görevine başlamıştır. Yeni yönetimi ve tüm katkı verecek arkadaşları tebrik eder, başarılar dilerim. Her yeni yönetimle açılan yeni sayfada beklenti ve umutlar yenilenir. TEB yönetimini önündeki engelli parkurda bu konuda öncelikli olarak beklemektedir.

Dijitalde var olmanın dayanılmaz ağırlığı, mecburen gündemimizdedir.

İğneyi başkasına, çuvaldızı kendimize diyerek, 2. soruyu soralım.

Biz dijital dünyanın neresindeyiz?

Eczacının Sesi, dijitale doğdu. Bundan 16 yıl önce dijital henüz gündemde değilken, sosyal medya ortada hiç yokken, basılı mı, internette mi sorusu ile başlamıştık.

O günlerde baskıya girmeye çalıştığımız her şeyin gündemin gerisinde kalabileceğini düşünmüş, dolayısıyla dijitalin hızında başlamaya karar vermiştik.

Zaman bizi haklı çıkardı.

Geldiğimiz noktada Eczacının Sesi, eczacılar tarafından en yoğun izlenilen ve en çok güvenilen haber kaynağı olmayı başarmıştır.

Pandemi ile oluşan bu teknolojik dünyada, Eczacının Sesi olarak hızla uyum sağlamaya devam ettik. Sosyal medya oturumları, söyleşileri, sayısız webinar, eğitim ve bilgi paylaşımında bulunduk. 2021 yılı mart ayında internet üzerinden 15.000 eczacı katılımlı, 48 oturumun bulunduğu, sosyal sorumluluk projeleri, röportajları ile çok kapsamlı ve başarılı bir “Dijital Eczacılık Zirvesi” gerçekleştirdik.

Pandemi koşulları sıfırlansa bile, yüzyüze kongrelerin yanında, hibrit kongreler ve dijital kongreler hep gündemde olacaktır.

Teknolojik dönüşümün kaçınılmaz olduğunu kavramış bir grup olarak, 2022 yılında 24- 26 Mart tarihlerinde “Dijital Eczacılık Zirvesi 2” ve benzeri etkinlikler yapmaya devam edeceğiz.

Biz eczacılar;

“Hayatımı insanlık hizmetine adayacağıma

İnsan hayatına mutlak surette saygı göstereceğime”

Diye devam ettiğimiz yemin gereğince; halk sağlığını korumak, günümüzde oluşan en büyük tehlikeye karşı, tüm dijital dünyada -aynen gerçek hayatta olduğu gibi- sağlık ve ilaç danışmalığının tek sahibi olduğumuzu hatırlamalıyız.

Şimdi biz; kendi hikayemizin içinde olmak ve onu şekillendirmek zorundayız.

Sevgi ve saygılarımla...

 

Not: 31.08.2010 yılında "İnternette Eczanelerin Var Olmaları" başlıklı yazdığım yazıdan sonra 11 kocaman yıl - 4113 gün- geçmesine rağmen bir arpa boyu yol almamış olmamızda sorumlu(lar) kim(ler)dir? 

https://eczacininsesi.com/ozgur-kose-detay.php?id=422

 



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat