Mesleğe başladığım 1990 yılında eczanemde, beşeri ilaçtan veteriner ilaçlarına, itriyattan bebek mamalarına kadar geniş bir ürün yelpazesinde hizmet veriyordum.

1996 yılında TBMM‘de bir gece yarısı çıkarılan yasayla önce veteriner ilaçlarının satma yetkisi veteriner hekimlere de verildi ve bu pazar zamanla bizim elimizden büyük ölçüde gitti. Arkasından bebek mamaları marketlere kaydı derken ağız bakım ürünleri şimdi de gıda takviyeleri ve vitaminler…

Sağlık ve ilaç sanayi dünyada üçüncü büyük sektör. Global sermaye bu pazarı büyütmek için her türlü çabayı göstererek, birileri aracılığıyla yasal düzenlemelerin alt yapılarını hazırladı.

Öncelikle sadece eczanelerde satılması gerekli olan vitaminler ve gıda takviyelerin ruhsatlandırılması Sağlık Bakanlığından alınıp Tarım Bakanlığına verildi. Böylece bu ürünlerin eczane dışında satılmasının kanuni ayağı oluşturuldu ve eczanelerimize nakit akışımızı sağlayan en büyük bu ürün gurubu başta internet olmak üzere eczanelerin dışında satılmaya başlandı.

Bu pazarın büyümesi için reklam yasağı da kaldırıldı. Bizler de bu ürünleri hiç emek harcamadan satmaya başladık. Halbuki başta eczanenin ve eczacının güvenilirliğini kullandıklarını, geçmiş tecrübelerimizle çok iyi biliyorduk.

Biliyoruz ama güçlü eczane yapılarını oluşturamıyoruz. Eczanelerimiz birinci basamak sağlık kuruluşu olarak tanımlanmasına rağmen birçok eczane de yalnızlaştırılan eczacılar ağır mesai ve iş yükü altında eziliyor. Eczacı-eczacı ortaklığı ile günümüz koşullarında eczanelerimizin modern sağlık kuruluşu hüviyetine kavuşturulması gereksiz korkular yüzünden sadece tartışma boyutunda kalıyor.

Günümüzün vazgeçilmez gerçeği internet üzerinden satışlar, bizim dışımızda herkese serbestken, en doğru adres biz eczacıların kolları günümüze adapte edilemeyen yasalarımızla bağlanıyor.

Elli küsür eczacılık fakültesi açılırken bilmiyor muyduk? Eczacı enflasyonu olacağını ve yeni mezun eczacıların sermayenin hizmetinde ucuz iş gücü olarak kullanılacağını.

2009 yılında o zamanki Başbakanımız şimdiki sayın Cumhurbaşkanımız bile söylememiş miydi? “Market eczaneleri açacağız” diye.

Hepimiz her şeyi biliyoruz ama çoğumuz maalesef eczanelerimizde günümüzü kurtarma veya başka kazançlar sağlama hesapları içindeyiz.

Meslek örgütlerimize de artık fazla suç bulmuyorum biliyor musunuz?

Seçim zamanı genel kurullara katılmayıp, sadece oy kullanmaya oda lütfedersek gelen bizler değil miyiz?

Güçlü gelecek güçlü örgütlerle olur. Hepimizin bu mesleki örgütlerin içinde aktif rol alması gerekmez mi? Birilerine bırakmışız bu görevleri, kimileri kendilerini-ailelerini-eczanelerini feda edercesine çalışıyor, kimileri de kendi kişisel gelecekleri için.

Bu ayıp hepimizin artık, kendimize gelip silkelenmezsek, ortak güç oluşturup birlikte hareket etmezsek, zincir marketler bizleri çok daha kötü silkeleyecek.

 



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat