B2 Vitamini - Riboflavin

Son güncelleme: 18-03-2015

 

 

 

1933'te bir Alman araştırma grubu, Kuhn ve arkadaşları,  sütten B2 vitaminini elde ettiklerini ve bunun riboflavin olduğunu öne sürmüşlerdir. Bu araştırma grubu gerçekten de riboflavini keşfetmiş oluyordu. Ancak suda çözünen ve ısıya dayanıklı bütün vitamin aktivitesinin riboflavin tarafından karşılanamadığı ve 'B grubu' vitaminler içinde piridoksin,  nikotinamid,  pantotenik asit gibi başka maddelerin de bulunduğu daha sonra anlaşılmıştır.  Ama şüphesiz riboflavinin vitamin olarak önemi azalmamış,  aksine artmıştır. Molekül yapısı bir şeker olan  'ribose'a benzediği için   'ribo'   ekini,   kristalize halde sarı renkte olduğu için 'flavin' (flavus = sarı) ekini almıştır. Riboflavini keşfeden Heldelbergli Kuhn iki yıl sonra da riboflavini sentezlemeyi başarmıştır.

Riboflavine fosforik asid ve adenilik asid bağlanmak suretiyle mono ve dinükleotid şeklinde oksido-redüksiyon yapan sarı fermentler yani flavin koenzimleri meydana gelir.  Bunlar dokularda hücre solunumu için elektron transport zincirine dahildir. (Warburg’un sarı solunum enzimi).  Bu enzimler organik maddeler ile kendi aralarında hidrojen naklinde bir köprü vazifesini görürler. Vücutta bulunan L-  ve D-   amino asid  oksidaz,  ksantin    oksidaz, sitokrom  c redüktaz bazı hidroksilazlar  ve Warburg’un  sarı  solunum enzimi riboflavin ihtiva eder. Riboflavin ihtiva eden enzimlere flavoproteinler denir. 2 türlü koenzim  bilinmektedir. Birisi riboflavin fosfat veya flavin mononükleotid (FMN),  diğeri de flavin   adenin dinükleotid  (FAD) dir.  

Riboflavin  fosfat veya flavin  mononükleotid  bir fosfat  grubunu, flavin adenin  dinükleotid   ise 2  fosfat grubunu ihtiva eder. Bunlardan başka flavin adenin dinükleotidde adenin ve riboz da vardır.

Besinsel Kaynakları

Karaciğer, süt, yumurta, yeşil yapraklı sebzelerde bol miktarda B2 vitamini bulunur.   B1 vitamini tersine hububatta azdır.   Bağırsakta bakteriler  tarafından yapılıp yapılmadığı tartışılmaktadır. Bağırsaktan kolay emilir.

Günlük Gereksinim

Günlük alınan 1000 kalori başına 0,55 mg’ın yeterli olduğu bildirilmektedir   (FAO ve WHO, 1967). Günlük toplam gereksinme 1,5 mg civarında olmaktadır. Son zamanlarda E vitamini ve bazı minerallerle birlikte riboflavinin de serbest radikallere karşı organizmayı koruduğu  ve daha fazla  alınmasının  faydalı olduğunu öne sürenler de vardır.

Laboratuar Tayini

Riboflavin mor ötesi ışını ile fluoresans verir. Bu özelliğe dayanarak kanda ve idrarda tayin edilebilir. Mikrobiyolojik tayin yöntemleri de vardır. Ancak kanda ve idrardaki tayinler anlık durumu gösterir ve o günkü alınan besinlere bağlıdır. Eritrositlerde glutation redüktaz enzimi tayin etmek ve flavin adenin dinükleotid (FAD) ekledikten sonra tayini tekrarlamak,  FAD    ekledikten sonra   enzim aktivitesi önemli ölçüde artıyorsa bunu riboflavin  eksikliği   yönünde değerlendirmek en doğru yoldur.

B2 vitamin eksikliği;

a) az alıma,

b) emilim bozukluklarına (malabsorbsiyon sendromu) ve 

c)  ateş, hipertroidi, gebelik ve emzirme gibi gereksinmenin

artışına bağlıdır.

Eksikliği

Hayvanlarda riboflavin eksikliğinin en belirgin sonucu büyümenin durmasıdır. Bunun yanında konjonktuvit, saç  dökülmesi ve üreme gücünde azalma görülür. İnsanda eksiklik belirtilerini tanımlamak daha zordur, çünkü saf riboflavin eksikliğini görmek zordur.

1949'da Horwitt ve arkadaşları oldukça uzun bir süre gönüllüleri sadece B2 vitamininden eksik bir diyetle besleyerek sonuçları kaydetmişlerdir. Bu kişilerde ağız köşelerinde stomatit,   burun- dudak oluğunda kepeklenme ve seborreik dermatit, kelioz, glossit, skrotumda deri lezyonları, gözde korneaya doğru kılcal damarların yürümesi gibi belirtiler görülmüştür.   Dudak köşelerinde ve skrotumdaki bulgular tabloya egemen olduğundan bu tabloyu  'oro-genital' sendromlar içine alanlar olmuştur.  Dudak kenarında iltihap, dil üzerinde pırtıklı ve granüllü bir görünüm tipiktir (coğrafik dil). Dil üzerine yiyecek ve içeceklerin değmesi ağrı ve yanma hissi meydana getirir. Bazı olgularda dil morumsu, kırmızı ya da erguvani bir renk alır.

Ağır eksikliklerde genellikle diğer vitamin eksikliği belirtileri,  özellikle beriberi belirtileri tabloya egemen olur.

Riboflavin görünür ışıkta kolayca bozulur.

Bu durum yeni doğanlarda fototerapi ile fizyolojik sarılık tedavisi sırasında bebekte riboflavin yetmezliğinin gelişmesine sebep olabilir.

Az süt içen veya hiç içmeyen, yetersiz besin alan kimselerde ve özellikle yalnız yaşayan yaşlılarda tek yönlü beslenmenin ve açlığa yakın durumların yaygın olduğu yörelerde, kilo almamak için bilinçsizce ve kendi kendine diyet yapan bayanlarda hafif B2 eksikliği oldukça sıktır. Bu hafif B2 eksikliği kendini dilde ve dudak köşelerinde yanma hissi, gözlerde kaşıntı ve yanma ve deride kepeklenme ile belli eder.   Riboflavin vermekle kolaylıkla düzelir. Bu  durum alkoliklerde de görülmekle birlikte burada B1 eksikliği tabloya egemen olur.

Diyabetiklerde, yaşlılarda, antibiyotik alanlarda ve immunosüpressiv tedavi görenlerde candida gibi mantar enfeksiyonlarına ve ağzın bakteri florasının değişmesine bağlı  stomatitleri B2 vitamin  eksikliği ile karıştırmamak gerekir. Şüpheli durumlarda 3-4 gün, günde 3 defa, 5 mg riboflavin ağızdan verilir. Eğer bu lezyonlar B vitamini eksikliğine bağlı ise hemen düzelir.

Tedavide Kullanımı

B2 vitamini eksikliğinden olması muhtemel ağız ve deri şikayetlerinde günde 3 defa 5 mg riboflavin ağız yolu ile verilir ve sonuç izlenir. Beriberi ve pellegra gibi vitamin eksikliği hastalıklarında B1 vitamini yada nikotinamid tedavisine riboflavin de katılır. Malabsorbsiyon sendromunda diğer vitaminler ile birlikte verilir. Antibiyotik alanlarda oluşan ağız, dil ve barsak rahatsızlıkları, sindirim kanalındaki barsak florasının değişmesi, antibiyotiğe dirençli bakterilerin aşırı üremesi ve moniliasis ile ilgilidir. B2 vitamini vermekle düzelmez. Antibiyotik alanlarda B grubu vitaminleri antibiyotiklerle birlikte vermenin (hasta normal beslenmesine devam ederken ve kısa süreli dönemlerde) anlamı yoktur. B2 vitamininin fazlası insanda toksik olduğu görülmemiştir. Suda eriyen bir vitamin olduğu için fazlası idrarla kolaylıkla atılır.

 

 

 


Ecz.Nurdan ŞAHİN


Son eklenen haberler

Yazilarin tüm hakki Eczacinin Sesi e-gazeteye aittir. Imzali yazilar, yazarlarinin görüs ve sorumlulugu altindadir. Eczacinin Sesi e-gazetenin adi kaynak gösterilmeksizin alinti yapilamaz.



Ana Sayfanız Yapın | Ana Sayfa

Haberler | Yazarlar | Özgür Köşe | Alkol Hesap | İlaç Rehberi | Reklam | Üye Girişi |
Kamu Kurum | Yasal-Mali | Dosya | Kültür-Sanat | Çepeçevre | Söyleşi | Üye Girişi | İlanlar | Duyurular | Dünyada Eczacılık | Arama
TEB | Eczacı Odaları | TEİS | Eczacı Kooperatifleri | Sağlık Bakanlığı | TİTCK | SGK | Reçete Giriş | Gazeteler | TV'ler | İletişim