Ecz. İrfan DEMİRCİ

Gaziantep Eczacı Odası Başkanı

 

Eczacı Örgütü, 30 Mayıs 2012’de yürürlüğe giren 6197 sayılı yasadaki değişiklik taleplerinin gerçekleşmesi için 17 yıl gibi uzunca süren çaba sarf etti.

Meslek alanında yaşadığımız sorunlar karşısında oluşan taleplerimiz, beklentilerimiz damla damla emeğe, çabaya dönüştü ve alt yapı oluşturarak bizleri yıllar içerisinde bir noktaya getirdi.

17 yıllık süreç içinde 6197 değişikliği için kimbilir kaç tane odanın görüş ve öneri dosyaları sunuldu merkez heyetlerine, bölgelerarası, Başkanlar Danışma Kurulu, komisyon toplantıları ve olağan büyük kongrelerimize..

Sonuçta, olması gereken örgütsel tartışma ve paylaşma ortamı bir biçimde gerçekleşmiş oldu.

Değişiklikle ilgili istediklerimizin tamamı gerçekleşmiş oldu mu?

Bu sorunun yanıtına bütünüyle evet dememiz mümkün olmasa da, almak istediğimiz temel ve önemli konuları aldık demek doğru bir yaklaşım olur.

Şimdi ise; örgütümüzün ana gündemi, yasanın yürütülmesine ilişkin yönetmeliğin çıkmasını beklemek. Çünkü biliyoruz ki; yasanın uygulaması ile ayrıntılar yönetmelikte yer alır. Bu durum da, yönetmeliği ve değişikliği en az yasa değişikliği kadar önemli bir noktaya taşımaktadır.

Ayrıca kamu tarafı, 6197 sayılı yasada yapılan değişikliği eczacılara verilen bir imtiyaz olarak gördüğü için; geçmiş deneyimlerimiz bizleri yönetmelikle ilgili olarak, kamunun bu değişiklikte, karşılığında bir şeyleri almak isteyeceği paranoyasına sürüklemektedir.

Yasadaki değişiklik taleplerimizin taslak haline getirilip, sonrasında meclisten yasalaşarak geçmesinde de, yönetmeliğin yayınlanmasında da ağırlık ve son söz, yani yetki, doğal olarak siyasetindir.

Ancak bununla birlikte, demokratik bir ülkede olması gereken teamül; meslek örgütü mensuplarına yönelik bir yasa ya da yönetmelik değişikliği yapılıyorsa ilgili örgütün “görüş ve önerilerinin” dikkate alınmasıdır. Eğer bu, gerçekleşebiliyorsa, o ülkede demokrasinin sağlıklı bir biçimde işleyebildiğinin işaretlerinden biri olarak görülebilir.

Dışarıdan baktığımızda, yasa değişikliğinde bunun, yani; “görüş ve önerilerin alınmasının” gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Yasanın yürütülmesinde etkin olan yönetmelik hazırlanması ve değişikliği konusunda ise, üst örgütümüzün ilgili bakanlıkla sürekli masada olduğunu biliyoruz.

Gelinen son durumda, yasaya göre olması gereken yönetmelik değişikliği henüz yayınlanmamış ve gecikmiştir.

Eczacı örgütü olarak kendi kendimize şu soruyu sorabilir miyiz?

Yürütme ve yasama her iki durumda da demokratik tavır göstererek, eczacı örgütünün “görüş ve önerilerini” alırken, örgütü yönetenler; eczacılar ve örgüt için yani hepimiz için “hayati öneme haiz” olan yönetmelik değişikliğini, örgütte neden paylaşmazlar ya da tartışmaktan kaçınırlar?

-       Ciroya göre ikinci eczacı,

-       Altı yıl sonra önümüze çıkacak olan yardımcı eczacı konusu,

-       Eczacı nakil ve açılışlarında uygulanacak olan yerleştirme puanı tespiti,

-       Eczane açılış veya nakillerinde eczane olacak yerin özellikleri,

-       Daha bilmediğimiz ve kirli bilgi olarak duyduğumuz çok şey…

Tüm bu değişiklikler hepimizin yaşamını, bugünümüzü yarınımızı etkilemeyecek mi?

Yönetmelik değişikliği için örgütün talepleri neler olmuştur?

Örgütün içinden gelen bu önerilerin ne kadarı dikkate alınmıştır?

Bu iki sorunun yanıtını ne yazık ki bilemiyoruz.

Yönetmelik değişikliğinin örgütle “paylaşılması” iki biçimde olmuştur:

Birincisi geçen yıl Eylül ayında odalara gönderilen taslak metindir. Bu metnin güncel deyimle artık çok eski versiyon olarak kaldığını herkes bilmektedir.

İkincisi ise Kasım ayında Afyon Bölgelerarası Toplantısında kısa ve jet hızıyla örgüte “anlattık” denilen yönetmelik değişikliği ile ilgili taslak sunumudur. Bu sunumdan kimin ne anlayabildiği meçhuldür. Tartışma zemini yaratılmamıştır, olmamıştır, eğer paylaştık deniliyorsa o da bu iki durumdur.

Görünen o ki; herhalde bakanlık çok kısa bir süre içinde yeni yönetmeliği yayınlayacaktır. Yayınlanmadan bir ya da iki gün önce yapılacak olası Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı ile bu durum odalara anlatılır, “gelinen durum” bu denir ve son yıllarda ortaya çıkan örgütsel demokrasi geleneğimiz de gerçekleşmiş olur.

Örgütümüzde oldurulmaya çalışılan, “büyüklerimizin” her şeyi bizim için düşünüp, taşınma eğiliminin bir örneğini de geçtiğimiz Şubat’ta imzalanan 2012 sözleşmesinde yaşamıştık.

Eczacı odalarına düzenlenen bir başkanlar danışma toplantısında ; “işte sözleşme budur” denildi.

Buna karşılık eczacı odalarına da “elinize sağlık” demek düştü ve demokrasi gereği paylaşma ve tartışma teamülü gerçekleştirilmiş oldu (!)

Keşke örgüt büyüklerimiz mevcut iktidarın kendilerine davrandığı kadar biz odalara da demokrat olabilseler.

Eğer onları biz seçtik, bizim adımıza düşünür taşınır en iyisini yaparlar, sorumluluk onlarda diyorsak sorun yok.

Ama gerçek anlamda örgüt içi sağlıklı bir demokrasi isteniyorsa, o zaman bu süreçlerin yönetilmesinde izlenen yöntem konusunda bu günümüz, geleceğimiz örgütümüz açısından sorunlar vardır bunu çözmeliyiz.

 



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat