T.B.M.M Genel Kurul Tutanaklarında OTC ve Eczacılık;

Genel Kurul Tutanağı 21. Dönem 3. Yasama Yılı 33. Birleşim 16/Aralık /2000 Cumartesi

BAYRAM FIRAT DAYANIKLI (Tekirdağ) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sağlık Bakanlığı bütçesi üzerinde, kişisel katkımı sunabilmek için söz aldım; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, ilaç sektöründen kimse bahsetmedi. İlaca harcadığımız rakam 5 milyar dolar; ama, en acısı, ithal ilaç oranımız gittikçe artıyor; bu, yüzde 32'ye ulaşmış. Bu husus, gerçekten, ilerisi için endişe verici, mutlaka, takip edilmeli; kendi öz ilaç sektörümüz, şirketlerimiz, mutlaka, desteklenmeli. Ayrıca, ilaç sektöründe, OTC dediğimiz, yani, tezgah üzeri ilaçların kanunu yok. Bu ilaçlar, halk tarafından çok sık kullanılıyor -örneğin, soğuk algınlığı ilaçları- o yüzden, mutlaka, bu ilaçların kullanımına yönelik kanun da çıkarılmalı.

Sonuç: Evet, sağlık sistemi ve sağlık ekonomisi, maalesef, ülkemizde, siyasî platformda, öncelikli bir konu olarak ele alınmıyor veya alınamıyor. Temel makro ekonomik dengeler, yapısal reformlar, sağlıktaki reformdan daha önplanda; ama, maalesef bu yüzden, problemlerin radikal çözümü için adımlar atılamıyor. Oysa, iktidarın ezici bir çoğunluğu var, istenirse bu ortamda bu radikal reformlar yapılabilir.

Sağlık sisteminin reorganizasyonu için...

 

Genel Kurul Tutanağı 21. Dönem 3. Yasama Yılı 104. Birleşim 16/Mayıs /2001 Çarşamba

 

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli üyeler; 14 Mayıs Dünya Eczacılar Günü dolayısıyla, ülkemizde, eczacılık ve ilaç sektörünün sorunları hakkında gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, eczacılık tarihi, neredeyse, insanlık tarihi kadar eski olup, milattan önce 2500'lü yıllara kadar dayanmaktadır. Hipokrat ve Dioskorides'in, doğadan, bitkisel draglarla tedavisinden sonra, kimyanın kurucusu Zekeriya Razi, İbni Sina gibi simaların, ilaçla tedavi şekillerinden, katkılarından sonra, 19 uncu Yüzyılda kimya, eczacılığa yeni bir bakış açısı getirmiş, Pastör'ün serum

ve aşı alanında gelişme kaydetmesiyle, nihayet 20 inci Yüzyılda, antibiyotiğin keşfiyle, eczacılık, sağlık sektörü alanındaki önemli yerini almıştır.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde eczacılık eğitimi 1839 yılında Mektebi Tıbbiyede üç yıllık eczacılık sınıfıyla başlamış, 1933 yılında üniversitedeki reformla fen fakültesine bağlanmış, özellikle 1960-1963 yıllarında Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi ve onu takip eden diğer eczacılık fakülteleriyle, eczacılık alanında Avrupa normlarına ulaşılmıştır.

Değerli arkadaşlar; fakat, ne yazık ki, eczacılık sektörümüz, ülkemizde, hâlâ, 1956 yılında çıkarılan, ihtiyaca cevap vermeyen, güncelliğini kaybetmiş, âdeta eczacılık sektörünün önünü tıkayan 6157 sayılı Kanunla idare edilmektedir -keşke, Sayın Sağlık Bakanımız burada olsaydı- yeni eczacılık yasa tasarısının, bir an evvel Sağlık Komisyonundan geçirilip, Genel Kurula indirilmesi ve kanunlaşmasıyla, ülkemizdeki eczacılık sektörünün önünü açacaktır diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, bir diğer konu, Avrupa ülkelerinde, Batı ülkelerinde eczacılık eğitimi beş yıldır; ülkemizde ise dört yıldır; dört yıl olması eczacıların sadece serbest eczane açabilmeleri gibi, bir alanda çalışmalarına, istihdam edilmelerine imkân vermektedir. Özellikle son hazırlanan tıpta uzmanlık tüzüğü yasa tasarısı, eczacıların, biyokimya ve farmakoloji alanlarında uzmanlaşmalarına engel olmaktadır.

Değerli arkadaşlar, Batı ülkelerinde, Avrupa ülkelerinde 3 500-4 000 kişiye bir eczane düşmektedir. Dolayısıyla, eczacılık fakültelerinden mezun sayısı da buna göre programlanmaktadır; ancak, ülkemizde, eczacılık fakültelerine her gün bir yenisi eklenmekte, dolayısıyla, eczacılıkta büyük bir enflasyon oluşmaktadır. Şu anda, ülkemizde 7 000'in üzerinde işsiz eczacı bulunmaktadır. Özellikle kamuda çalışan eczacıların özlük haklarının yetersiz olması ve Sağlık Bakanlığında şu anda 1 200 boş eczacı kadrosunun bulunması, kamudaki eczacıların çok büyük risk almaları ve iş yüklerinden dolayı, o alanda, eczacıların yerine, ilaç bilgisi olmayan, bu eğitimi almayan insanlar istihdam edilmektedir.

Değerli milletvekilleri, bir diğer konu -özellikle yeni eczacılık yasası çıkarsa, ben inanıyorum ki, bu, rehabilite edilir- Avrupa'da sağlık kuruluşları karşısındaki eczaneler arasındaki mesafe 50 metre, diğer yerlerde 150 metredir; ancak, ülkemizde, sizlerin de dikkatini çekmiştir, 10-15 eczaneyi yan yana görmek mümkündür. Bu durum, haksız rekabeti, özellikle, eczaneler ve eczacılar üzerindeki şaibeyi ve nihaî noktada da gizli iflasları meydana getirmektedir; bu durumun da bir an evvel düzeltilmesi gerekir.

Değerli milletvekilleri, son olarak, özellikle ülkemizdeki ekonomik kriz bütün sektörleri etkilemiştir; ilaç sektörünü de etkilemiştir. Dolayısıyla, 17 Nisan 2001 tarihinde Sağlık Bakanlığı nezdinde İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası, İlaç Sanayicileri Derneği ve birtakım kesimler Sağlık Bakanlığı nezdinde toplanmışlardır ve ithal ilaçta günlük kura geçilmiştir. Bu toplantıda, eczacıların kâr marjı yüzde 5 düşürülmüştür; Eczacılar Birliği bu toplantıya davet edilmemiştir. Gönül arzu ederdi ki, Sağlık Bakanımız burada olsaydı, cevap verseydi.

Değerli milletvekilleri, eczanelerin potansiyel alıcısı olan devlet kamu kurum ve kuruluşlarına, eczaneler, ilk satışta yüzde 5; başta, yüzde 5 bir iskonto yapmaktalar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Lütfen, toparlayınız.

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Devamla) - İthal ilaçta da yüzde 5 kâr marjının düşürülmesiyle, özellikle eczacılar çok sıkıntıya girmiştir; ithal ilaçta kâr oranı yüzde 16,6'ya düşmüştür.

15 günlük vadeli ithal ilacı alan eczacılar, kamu kurum ve kuruluşlarına bazen 90 gün, 120 gün vadeli satmak durumunda kalıyorlar; dolayısıyla, bu, kapanmaları meydana getiriyor, gizli iflasları meydana getiriyor. Geçtiğimiz ay içerisinde, Ankara'da 50 tane eczane kapandı; Urfa'da eczaneler kapanmakta; Gümüşhane'de, Bayburt'ta -geçen hafta sonu oradaydım- eczacılar çok büyük sıkıntı içerisindeler.

Değerli arkadaşlar, bir diğer konu, özellikle ülkemizde, 1999 yılında 3 milyar dolarlık ilaç harcaması yapılmıştır; bunun en az 1 milyar doları boşuna harcanmıştır. İlaç savurganlığı vardır ülkemizde. Bu yıl tahmin edilen odur ki, 2001 yılında ilaç harcaması 5 milyar dolar civarında olacaktır. Düşünün değerli arkadaşlar, bütçesi yaklaşık 50 milyar dolar civarında olan bir ülkede 5 milyar dolarlık bir ilaç harcaması, çok büyük bir fantezidir, lükstür, savurganlıktır; bunun önüne geçilmesi lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Son cümleniz için...

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Devamla) - Bunun etkenlerinden biri de... Kurum ve kuruluşlarda ilaçtaki katılım paylarının kaynağından kesilmesi gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde ilaç sanayiin genel karakteri, hammaddeyi alıp, ilaç şekline getirmektir; bunun önüne geçilmesi lazım. Türkiye'nin ilaç hammaddesinde dışarıya bağımlılığı yüzde 95'tir. İlaç patent anlaşmasıyla, bu, her geçen gün artmaktadır. Bu durum, özellikle ekonomik sıkıntı içerisine düşen ülkemizde çok büyük sıkıntılara sebebiyet vermektedir.

Ben, buradan, eczacılık camiasının bu mutlu gününü tebrik ediyor, kendilerine, çalışmalarında başarılar diliyorum ve siz değerli milletvekillerine saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yanmaz.

Gündemdışı son söz, yine, 14 Mayıs Eczacılar Gününü kutlamak isteyen Manisa Milletvekili Sayın Cihan Yazar'a aittir.

Buyurun Sayın Yazar. (DSP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır efendim.

3. - Manisa Milletvekili M. Cihan Yazar'ın, 14 Mayıs Dünya Eczacılar Gününe ilişkin gündemdışı konuşması

M. CİHAN YAZAR (Manisa) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 14 Mayıs Eczacılar Gününün anlam ve mahiyetiyle, eczacıların sorunlarını dile getirmek üzere söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Yoğun gündeme rağmen, söz verdiği için, Sayın Başkanıma, tüm meslektaşlarımın şükranlarını arz ederim.

Ülkemizde yüzaltmışiki yıldan beri akademik anlamda var olan eczacılık, tarihi kadar eski, geçmişi olan bir meslektir. 14 Mayıs 1839 tarihinde, Mektebi Tıbbiyei Adliyei Şahaneye bağlı olarak, bağımsız eğitim vermek üzere bir sınıf açılmıştır.

Ülkemizde eczacılık öğretimine başlanılmasının yıldönümü olan 14 Mayıs, 1968 yılından beri Eczacılık Günü olarak kutlanmaktadır.

Günümüzde eczacının fonksiyonları değişmiş, eczacılığın toplum sağlığındaki rolü ve önemi artmıştır. Türkiye genelinde eczaneler, birer sağlık danışma merkezi işlevi görmekte; eczacılar, aile planlaması, diyabet, hipertansiyon, ağrı ve ağrı kesiciler gibi konularda eğitici olmaktadır.

Ülkemizde kayıtlı eczane sayısı 25 266'dır. Bunun 20 793 adedi eczane eczacısıdır. Ülkemiz eczanelerinin yüzde 41'i üç büyük ilimizde toplanmıştır; İstanbul'da 1 890 kişiye, Ankara'da 2 025 kişiye, İzmir'de 1 615 kişiye 1 eczane düşmektedir. Buna karşın, 1 eczaneye düşen nüfus, Hakkâri'de 14 170, Gümüşhane'de 6 575, Siirt'te 5 065'tir.

Eczacılar ve eczaneler hakkındaki 6197 sayılı Yasaya göre, bir eczanenin sahibi ve sorumlu müdürü eczacıdır. Oysa, ülkemizde, eczacılık hizmetleri, yasadışı olarak eczacısız yürütülmeye çalışılmaktadır. Sağlık Bakanlığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının sağlık kuruluşlarında eczacısız eczane hizmetleri verme çabası, yasaya ve toplum sağlığına aykırı olarak yürütülmektedir.

Sağlık Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında doktor ve diş hekimleri açıktan atanabilirken, eczacılar, yine, bu haktan mahrum edilmiş ve büyük bir haksızlığa uğratılmışlardır. Devlet Planlama Teşkilatı raporlarına göre, ülkemizde, 2010 yılına kadar mevcut eczacı sayısı yeterli olarak belirtilmiştir. Ülkemiz kaynaklarının boşa gitmemesi için, yeni eczacılık fakültesinin açılması engellenmeli, eğitimde kalite yükseltilmelidir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 9 uncu maddesine göre hazırlanan Tababet Uzmanlık Tüzüğü, eczacıların biyokimya ve farmakoloji alanında uzmanlaşmasını sağlamaktaydı. Sağlık Bakanlığımızca, aynı kanunun aynı maddesine göre hazırlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğü Tasarısı, eczacıların biyokimya ve farmakoloji alanındaki uzmanlaşmalarını ortadan kaldırmaktadır. Eczacıların hakkı müktesebi olan bu önemli eksiği gidermek amacıyla hazırlanan eczacılık uzmanlık taslağı bir an önce uygulanmaya konulmalıdır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; son ekonomik kriz meslektaşlarımıza çok zor günler yaşatmaktadır. Nisan ayı içerisinde, sadece Ankara'da 47 eczane kapanmıştır. Eczanelerin karşıladıkları reçetelerin yüzde 80'i kamu kurum ve kuruluşlarının personeli ile Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumuna aittir. Eczanelerin, bugün, kamu kurum ve kuruluşlarından alacağı 400 trilyon Türk Lirasının üzerindedir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; şimdi, sizlere, çok önemli bir konu olan ithal ilaç konusundaki görüşlerimi açıklamaya çalışacağım. Türkiye'de ithal ilaç sayısı 2 376 olup, toplam ilaç miktarının yüzde 26'sını oluşturmaktadır. Türkiye, kendi ilacını üretebilen 35 ülkeden bir tanesidir. Türk Eczacılar Birliği ve eczacılar odaları, yıllardır, ilaçta patente karşı çıkmış ve bu konudaki görüşlerini, defalarca, Sağlık Bakanlığına iletmişlerdir. İthal ilaçta, ülkemiz, gereksiz yere milyonlarca dolar ödemektedir. İthal ilaçta, meslektaşlarımız mağdur edilmiş ve eczacılık kârları büyük ölçüde düşürülmüştür.

Türkiye Eczacılar Birliği ithal ilaçta şu önlemleri önermektedir: Ülkemizde üretilen ilaçların ithaline izin verilmemelidir, sadece hayatî önem arz eden ilaçlar ile kanser, gen teknolojisi, bazı serum ve aşıların ithaline izin verilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen, toparlar mısınız.

M. CİHAN YAZAR (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım.

Dünyada, tüm ülkeler, kendi sanayilerini geliştirmek için güç ve çaba harcarken, bizler de, ülkemizde gereksiz ithal ilacı önleyerek, yerli ilaç sanayiimizin gelişmesini sağlamalıyız.

Değerli milletvekilleri, şimdi, size, ufak bir örnek vermek istiyorum: Türkiye'de, parasetamol hammaddesini ihtiva eden -şu, sizlere gösterdiğim listede- yüzlerce ilaç imal edilmektedir. Parasetamol, ağrı kesici bir ilaç hammaddesidir. Türkiye'de, bu ilaç, yüzlerce isim altında imal edilirken, 4 tane de yurtdışından ithal ilacımız vardır. Bu ilaçlardan bir tanesinin ismi Panadol'dür. Bu basit ağrı kesiciden, 2001 yılının ocak, şubat, mart aylarında 4 milyon adet ithal edilmiştir. Yüce Meclisin, dışkredi bulabilmek için, aylardır, gece gündüz çalıştığı, Türk kamuoyunun malumudur. Bu arada yapılan, bu ithal ilaç konusundaki savurganlığı da siz değerli milletvekillerinin takdirlerine arz ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Yazar, son cümleniz için mikrofonu açıyorum; lütfen, tamamlar mısınız.

M. CİHAN YAZAR (Devamla) - 14 Mayıs Eczacılar Gününün tüm meslektaşlarımıza sağlık ve mutluluk getirmesini dilerken, 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası dolayısıyla da tüm hemşirelerimize saadetler diler; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yazar.

BURHAN İSEN (Batman) - Sayın Başkan...

BEYHAN ASLAN (Denizli) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, zannediyorum, aynı konuda iki söz talebi var.

60 ıncı madde gereğince, yerlerinden, çok kısa olmak kaydıyla, önce, sırasıyla, ilk sözü, Sayın Burhan İsen'e veriyorum.

Buyurun efendim.

BURHAN İSEN (Batman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde yüzaltmışiki yıldan bu yana akademik anlamda var olan eczacılık, neredeyse, insanlık tarihî kadar geçmişi olan eski bir meslektir. Yeni bir yüzyıla girerken, globalleşme ve küreselleşme olguları dünyada ve ülkemizde hızlı bir ivme kazanırken, eczacılık mesleği gerçekten sıkıntılı bir dönemden geçmektedir. İlaçtaki sorunlar, meslekteki sıkıntılar, eczacıların karşı karşıya bulunduğu en önemli sorunlardır. Patent Yasası, OTC, ilaçta reklam gibi konular eczacılara dayatılan ve uymak zorunda bırakılan yaptırımların bazılarıdır.

Bununla birlikte, eczacılara dayatılacak olan etiketli ilaç satışı ve kısa vadeli ıskontosuz ilaç uygulamaları, ithal ilaçtaki kâr marjının düşüklüğüyle birlikte, ödeme sorunları; bir yandan, tababet uzmanlık tüzüğü, biyokimya ve farmakoloji dallarında uzmanlık hakları ellerinden alınmış olan eczacılarımızın durumu; bu bağlamda, eczacılık fakültelerine, eczacı odalarına, eczacı kooperatiflerine devletimizin sahip çıkması, eczacılıkta uzmanlık taslağının ve eczacılık üzerine yapılacak olan her türlü tasarruf ve öneriler bu kuruluşlarda gözardı edilmemelidir.

Yeni bir yüzyılda eczacılığın saygın bir meslek haline gelmesi, eczanelerimizin bir sağlık merkezî olarak görülmesi, eczacılığın klinik eczacılık şeklinde gelişmesi, hastalıkların tedavisinde aktif olan bir meslek grubu haline getirilmesini yürekten diliyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, 14 Mayıs Eczacılar Gününü kutluyor, eczacılarımıza, meslek yaşamlarında başarılar diliyorum.

Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN- Teşekkür ederim Sayın İsen.

 

Genel Kurul Tutanağı 23. Dönem 2. Yasama Yılı 46. Birleşim 08/Ocak /2008 Salı

CHP GRUBU ADINA SACİD YILDIZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 56 sıra sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun 31-60'ıncı maddeleri üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Grubum ve şahsım adına yüce heyetinizi selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, nitelikli sağlık hizmeti almak, tüm vatandaşlarımızın en temel insani hakkıdır. Hükûmetlerin öncelikli görevi de sağlık sorunlarına çözüm getirmektir. Günümüzde yapılan uygulamalarla sorunlara yalnızca günlük çözümler getirilmektedir. Halkımızın sağlık hizmetlerinden gerekli ölçüde yararlanamaması sosyal bir sorundur ve bunun için doğru sağlık politikalarının izlenmesi şarttır. Devletin her hastaya tedavi olanağı sağlamasının yanında, sağlam vatandaşlarını da hastalıktan koruması görevidir.

Hükûmet yaptığı düzenlemeleri sivil toplum örgütlerinin fikirlerini almadan, onların seslerine kulak vermeden hayata geçirmektedir. AKP Hükûmetinin sağlık alanında yapmaya çalıştığı düzenlemeler, sağlığı doğuştan kazanılmış bir hak olmaktan çıkarmış, parayla satın alınan bir mala dönüştürmüştür. Her alanda bir para geçerlidir. Daha yeni Sosyal Güvenlik Yasası'nda da yatan

hastalara yüzde 1 bir yükümlülük getirmektedir. Daha evvel Türkiye Cumhuriyeti'nde hiç böyle bir şey yok. Yatan hastalar yüzde 1 ücret vereceklerdir, öyle maddesi vardır.

Sağlık bir rant kapısı, hekimler ise giderek değerleri hiçe sayılan bir mesleğin mensupları olarak gösterilmek istenmektedir. Hükûmetin, hekim saygınlığını yok etmeye çalıştığı politikaları, uygulamalardaki adaletsizlikleri, katı performans uygulamalarını doğru bulmadığımı buradan belirtmek istiyorum.

Sağlık çalışanlarının özlük hakları yok sayılmış, geçici atamalardaki keyfî davranışlar bir siyasal kadrolaşmaya dönüşmüştür.

Bu son düzenlemelerde gene sağlık konusunda "Yatan hastaların ilaçlarını hastaneler verecek." dendi. Yaklaşık yılbaşından itibaren bugüne kadar büyük bir karmaşa var. Hastaneler yeterli ihaleleri yapamadılar değerli arkadaşlar. Hastalar tedavi olamama durumunda. Bunu ben hekim olduğum için ve Sağlık Komisyonunda olduğum için direkt söylediler. Sizler de herhâlde biliyorsunuz, sizlere de -hekim arkadaşlara- yansımıştır. Bir karmaşa var. Bu konu da, tedaviler aksamaktadır.

Aynı zamanda, birinci derecede sağlık hizmeti veren üniversite hastaneleri zor durumda bırakılmış, fatura bedellerini zamanında alamamışlardır. Üniversite hastanelerinin yanı sıra hastalar da büyük ölçüde mağdur edilmişlerdir.

Bu arada, sağlık hizmeti alamama konusunda, mesela yeni sosyal güvenlik tasarısında, bir aylık Bağ-Kur borcu olan hasta sağlık hizmeti alamamaktadır. Mesela bunun bir eczacı olduğunu düşünelim -burada eczacı arkadaşlarımız da var- devletten alacağı var, fakat borcunu yatıramamış, sağlık hizmeti alamama durumu var. Böyle garip bir şey olmaz arkadaşlar. Yani, devletten kendisi alacağını alamadığı için prim borcunu yatıramamış, sağlık hizmeti alamıyor. Sağlık hizmeti beklemez, acildir, yani bir an evvel sizin, kendiniz ve çocuğunuzun sağlık hizmeti alması lazım, beklemez.

Bir de ayrıca şuna değinmek istiyorum: Reçetesiz satılacak ilaçlar ve ilaçta reklam yakında hayata geçirilmek istenmektedir, son zamanlarda bu konu işlenmektedir. Yani, raf üstü olan ilaçlar, OTC denilen ilaçlar reçetesiz satılacak. İlaç sektörünün amacı, ürünlerde daha çok kâr etmektir. Kâr için daha çok satış, satış için ise talep gerekmektedir. Talebi yaratmak için de reklam kaçınılmazdır.

Değerli arkadaşlar, reçetesiz ilaçların reklamını serbest şekilde yapmak devlet tarafından sağlanacaktır. RTÜK, reçetesiz ilaç reklamlarının yapılabileceğine dair açıklama yapmıştır. Bu, korkunç bir şey bana göre. Burada, hükûmet, halk sağlını koruma görevini göz ardı etmektedir. İnsan sağlığı ve ilaç üzerinden haksız kazancın yolu, yerli ve yabancı büyük sermaye sahiplerine açılmaktadır. Türkiye'de 24 bin, 25 bin eczacı vardır. Bu satıldığı takdirde, 24 bin, 25 bin eczacı -çalışanlarıyla birlikte 80 bin civarında- bunlar mağdur edilmiş olacak

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayın Sayın Sacid.

SACİD YILDIZ (Devamla) - Teşekkür ederim.

Belli ilaçlar raflarda, reçetesiz satılacak, büyük süpermarketlerde satılacak. Bu, bazı kimseleri mağdur edecektir. İlaç, sadece ihtiyaç olduğunda zorunlu olarak kullanılan bir ürün olduğundan reklama gerek yoktur. Yani zorunlu, kullanacak, bunun reklamına gerek yok değerli arkadaşlar. Reklam ile ilaç tüketiminin artırılması hedeflenmektedir.

Reçetesiz ilaç listeleri Sağlık Bakanlığında kapalı kapılar ardında yapılmaktadır ve eczacı odaları buna her zaman dahil edilmemektedir.

Reklam ile bilinçsiz ilaç tüketimi de artacaktır değerli milletvekilleri.

Bu sorunları dile getirmiş bulunuyorum. Konuşmama son verirken yüce heyetinize saygılarımı sunuyorum. İnşallah, daha Türkçe kanunlar yapmak üzere diyorum, daha iyi günlere diyorum.

Teşekkür ederim, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

 

 



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat