’’Eczacı meslek hakkı’’ meselesinin iyice bir demlendiğini düşünüyorum...


Artık meslek hakkımızı alabilmek için etkin girişimlerde bulunmak gerekiyor. 

Tabi, önce neyi nasıl isteyeceğimizi somut olarak saptadıktan sonra.

*** 

Eczacı Meslek Hakkı’ nın talep edilmesinin düşünsel alt yapısı şu...

Yaşadığımız dünyada, eczacılık mesleği hızla temel sağlık danışmanlığı fonksiyonelliğine evriliyor.

Eczacılar, ilaç ve eczacılık hizmetiyle birlikte proaktif sağlık danışmanı olarak çalışıyorlar.
 
 
***

Peki, bu ne sağlıyor?

Öncelikle, eczacıların bu şekilde konumlanışı insan sağlığı ve koruyucu halk sağlığı hizmetlerinde çok anlamlı bir verimlilik sağlıyor.

Eczacılık mesleğinin içi doluyor... 

İyi eğitim almış, ilaç ve sağlık bilgileriyle donanmış olan eczacılar, çok önemli bir boşluğu doldurarak ihtiyaca yönelik olarak işlevselleşiyorlar.

İşin ekonomik boyutu da var elbette...

Temel Sağlık Danışmanı Eczacılar, kamu sağlık alanının önemli bir yükünü alarak, ülke ekonomisine ciddi katkıda bulunuyorlar.

Somut örnek verelim...

Bir düşünün, basit bir ağrı tedavisini eczanede sağlayan/ sağlayacak eczacılar, kaç kamu hastanesinin yükünü azaltıyorlar/ azaltırlar?

Eczacıların yaptığı/ yapacağı Farmasötik Bakım Uygulamaları kaç kamu hekiminin ’ağırlığını’ alır/ alacak sizce?

Örnekler sayısız olarak çoğaltılabilir...

***

Ülkemizde ilaç ve eczacılık hizmeti ’’tıkır tıkır’’ yürüyor. 

Sorun var mı?

Yok.

Çünkü, ülkemizde 25 bin eczane mahallelere, sokak aralarına bile serpilmiş durumda.

Bu eczanelerin tümünün, insanlarımızın sağlığı, ilaç ve eczacılık hizmetinin düzgün devam etmesi için çalışmaya devam etmesi ve yaşaması lazım.

Detaya girmeden, sözü özüne getireyim...

Bu ekonomik koşullarda, binlerce eczanenin çalışmaya devam edebilmesi yani yaşayabilmesi için analarının ak sütü gibi helal olan meslek haklarını almaları gerekiyor.

Bu açıdan da baktığınızda devletin önemli bir görevi yerine getirilmeyi bekliyor.

*** 

Bu iş nasıl olmalı?

Bir defa bu uygulama Eczacılar Ve Eczacılık Hakkında Kanun’ a girmeli. 

Kanunla olmalı.

Öyle yönetmelikle, tebliğle, protokolle filan olmaz bu iş.

Önce Kanun’ a ’’Eczacı birinci basamak sağlık hizmeti sunucusudur’’ yazılmalı.

Sonra da Meslek Hakkı.

Google amcaya sorarsanız o size batılı ülkelerdeki değişik uygulamaları söyler.

Bana göre...

Kutuya şu kadar, reçeteye bu kadar vs. öyle karışık hesaplara hiç gerek yok.

İlaç iskontosu anarşisinin bir benzerini yaratmaya gerek yok.

Bu yanlış olur.

Net!..

Eczacı, reçete başına bir ekonomik karşılığı meslek hakkı olarak almalıdır.

Kademeli olarak...

Az reçete yapan çok, çok reçete yapan az.

Yazıya parantez açayım...

Şu anda reçete başına verilen paralar ’’kırtasiye masrafına katkı payıdır’’, başka türlü yorumlamayın.

*** 

’’Sahiden’’ harekete geçmek zamanıdır.

Derseniz ki, ’’bu iş olmaz, devlet bize böyle bir para vermez, devletimizin parası yok’’...

İnanın, hiç bir zaman olmayacak ki...

Niyetiniz yoksa eğer, tümden kaldıralım bu işi gündemden.

Boş boş konuşup durmayalım.

Ben ise düşüncemde ısrar ediyorum...

Harekete geçmek zamanıdır, bu kadar dem yeter.

Sağlık Otoritesi, meslek örgütlerimizle birlikte eczacının Temel Sağlık Danışmanlığı görev alanının sınırlarını gerçekçi bir  biçimde çizmeli ve eczacının meslek hakkı verilmelidir.

Almalıyız!..
 
 
 
İLETİŞİM İÇİN:
https://www.facebook.com/HakanGencosmanoglu
h.gencosmanoglu@eczacininsesi.com
gencosmanogluhakan@gmail.com 


Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat