Kara bulutla geçen yıllar

Kara bulutla geçen yıllar
Kanlı Pazar'dan bir enstantane: Sırtını polise dayayan sivil, -belli ki solcu- bir genci bıçaklıyor.
Karşı Sanat'ta açılan 'Kara Dumandan Bir Bulut' sergisinde 1968'den 1972'ye yürek kanatan fotoğraflar yer alıyor. İsveç'te yaşayan fotoğrafçı Halil Koyutürk'ün 'ele geçirdiği' bu fotoğrafların yarısı ilk kez gün ışığına çıkıyor

ERTUĞRUL MAVİOĞLU

"Türkü söyler adalılar, susar bütün namlular..."

İSTANBUL - Bir zamanlar dilden dile dolanan bu marş 'susar' dese de, hepimiz biliyoruz ki, tetiğe asılmışlardı bir kez ve namluların kulakları sağır eden salvosu başkaldırı ezilinceye dek susmak bilmedi. 1968 ve hemen sonrasında baş döndürücü bir hızla akıp giden birkaç devrim yılından söz etmekteyiz:
İstanbul Üniversitesi kapısının önünde dizilmiş, adına toplum polisi denilen 'fruko'lardan, boykotlardan, okul işgallerinden, Dolmabahçe'de denize dökülen ABD 6. Filo askerlerinden, Kanlı Pazar'da sırtını polise dayayanların bıçakladığı gençlerden, bıyıkları henüz terlemiş ölülerin yürek kanatan cenazelerinden...
Elbette ki 12 Mart'tan da... Nihat Erim'in meşhur Balyoz Harekâtı'ndan, yığınsal gözaltılardan, Ziverbey'den, işkenceden, sıkıyönetim mahkemelerinden, gencecik insanların kalemini kırıp kara gözlüklerinin ardına gizlenen yargıçlardan ve son nokta: Kızıldere'den... Havan topları ve roketatarlarla her yanı delik deşik olmuş, yıkık, kerpiç bir köy evinden... Üst üste yığılmış, kağnılarla taşınan paramparça cesetlerden...

Acımasız gerçekliğin ta kendisi
Stockholm'de yaşayan fotoğrafçı Halil Koyutürk'ün 'A Cloud Of Black Smoke' (Kara Dumandan Bir Bulut) adıyla yayımlanan, 68'e dair 68 siyah beyaz fotoğrafın derlenmesiyle üretilmiş albümünü bir solukta karıştırdıktan sonra insanın aklına işte bunlar hücum etmekte. Yani, 40 yıl ya da 30 yıl önce ya da şimdi fark etmez; memleketin üzerini kaplayan 'kara dumandan bir bulut'un köşe bucak gizlediği, hafızaların en derinlerinde bir yerlere tıkıştırılmış olan; ama çıkarılıp ortaya konulduğunda bir kez, göreni ağlatıp kanatmaya yeten, isyana teşvik eden siyah beyaz renkte, acı ve acımasız gerçekliğin ta kendisi...
'Kara Dumandan Bir Bulut', İstanbul Karşı Sanat'ta da ULİSfotoFEST kapsamımda 1 Temmuz'a kadar sergilenecek. Serginin başka kentlere taşınması da planlanıyor. Belki, asıl ait olduğu yerde, 12 Eylül'den sonra adı Ataköy olarak değiştirilen Kızıldere köyüne de...
Fotoğrafların hiçbirinde açıklayıcı bir resimaltı yok. Bu biraz bilinçli bir tercih, ama asıl olarak daha fazla gecikmemek adına verilmiş bir taviz bu. Zaten 1968-1972 arasında olan biteni anımsayanlar için pek sorun yok. Onlarda her fotoğraf karesi, bir başka duyguyu harekete geçirmeye yetiyor. Peki bu ülkenin yakın tarihinden habersiz olanlar? Halil'e göre fotoğraflarda açıklayıcı notların bulunmaması onlar için de sorun değil. Öncelikle Kızıldere katliamından sağ kurtulan Ertuğrul Kürkçü'nün kitaba yazdığı önsöze güveniyor. "Bu yazıyla fotoğraflar birbiriyle uyumlu" diyor ve ekliyor: "Kafalarda soru işareti olursa özellikle genç kuşakları araştırmaya sevk eder diye düşündüm. Bu nedenlerle fotoğraflar elime geçtikten sonra, olayları bir sinema şeridi gibi art arda dizerek anlatmayı tercih ettim. Bir haksızlık yaşanmıştı ve asıl olan detaylardan ziyade bu ana temanın aktarılmasıydı. Bu fotoğraflar Türkiye'ye ait ama aslında bunun da önemi yok. Uruguay'a, Brezilya'ya, Arjantin'e ait olsaydı. 40 yıl önce değil de bugün çekilmiş olsalardı çok şey fark eder miydi insanlık adına?"
Halil'in, fotoğrafların nasıl elde edildiğine ilişkin fazla açıklaması yok. Yarısından fazlasının ilk kez gün yüzüne çıktığını söylediği bu fotoğrafları 30 yılı aşkın bir süredir saklayan iki arkadaşından edinmiş. "Kaynağını onlara sormadım, onlar da anlatmak istemediler. Nasıl saklandığı konusunda fazla bir bilgim yok. Bazı fotoğraflar, çekildiği açı itibarıyla polis ya da jandarma kaynaklı olabileceği düşüncesi doğurdu bende" diyor.
Halil, bir ay önce çıkan kitapla ilgili aldığı ilk tepkileri de şöyle aktarıyor: "İsveçlilerden, 68'lilerden olumlu tepkiler aldım. 'Fransa'yı, Almanya'yı biliyorduk ama Türkiye'de de 68'lilik diye bir kavram olduğundan habersizdik' diyen İsveçliler oldu."



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat