Gariban Eczacılar ile Sahtekar Eczacıların kavgası…

 

 

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da İl sağlık müdürlüğüne bağlı çalışan sağlık grup başkanlıkları görevlileri  serbest eczaneleri Mayıs ayından  sonra  2007 yılı içinde ikinci defa denetlediler.

 

Bu haklarını, eczanelerin açılması için ruhsat verme yetkilerini de içeren  ve 6197 sayılı yasadan alıyorlar.

 

Denetlemelerde görevlilerin 1974 tarihli Farmakopeye sahip eczacılardan illa da yeni tarihli farmakopeyi de almalarını ısrarla istemeleri ilginçti.

 

Hangi yasanın, hangi yönetmeliğin, hangi mevzuatın  hangi maddesi, bir serbest eczanede birden fazla farmakope bulundurmasını şart koşuyor soruma ise, “İl sağlık müdürlüğü böyle istiyor”   gibi bir cevap geldi.

 

Oda yöneticilerimiz bu çift farmakopeye ne der, ne yapar acaba?...

 

Bunun dışında kayda değer  pek sorun yoktu.

 

Sadece merak ettiğim, bu arkadaşların devletin olanaklarıyla edindikleri ve oda yöneticileriyle paylaşarak edindikleri bilgilerle yine 6197 ve 984 ve 1262 sayılı yasalardan da aldıkları güçle  spot ecza depolarını ve bilinen malum ecza depolarıyla eczaneleri  ve diğer ecza depolarını sahtekarlığı ortaya çıkarmak amaçlı  olarak da denetliyorlar mı?

 

*

 

Gündeme bir kez daha gelen sahte kutulu ilaçların polisin operasyonlarıyla  yakalanmasından sonra SGK il müdürlüğü bir duyuru yayınladı.

 

Duyuruda sahte kutulu ilaçları tespit eden sözleşmeli eczanelerin eczacılarının durumu hemen kuruma ihbar etmeleri istendi. Yani jurnalcilik  yapmamız isteniyor.

 

Bu duyuruyu incelersek özünde şunları söylüyor;

 

Biz SGK  ve koordineli çalıştığımız Sağlık Bakanlığı olarak, ülkede ilaçla ilgili ne sahtekarlık yapılırsa yapılsın, bu sahtekarlığın faturasını dürüst çalışan gariban eczacıya ödetiriz.

 

Doktorun reçete yazım kurallarına uymamasını, yetkisi olmadan ilaç yazmasının, endikasyona uyumlu teşhis yazmamasının, sahte rapor düzenlemesinin, sahte reçete yazmasının faturasını da yine dürüst çalışan gariban eczacıya keseriz.

 

Doktorun ilaç firmalarıyla beraber giriştiği bu her türlü sahtekarlık işlerinde bu çeteye dahil sahtekar eczacılara ise fatura kessek ne olur kesmesek ne olur, onlar düzene uyum göstermiş sahtekarlardır, nasılsa yırtarlar.

 

*

 

Denetleme görevi yapan kamu görevlileri, eczacı odalarıyla birlikte hareket ederek odaların elinde bulunan sahtekarlık yapan, yapmaya teşebbüs eden  eczanelere, birlikte denetleme görevi yaparak işi kökünden halletmeyi neden istemezler.

 

Odamızın yöneticileri SGK’nın görevi olan sağlıklı ve hukuka uygun koli toplama işini üstlenip kargo şirketiyle ve SGK yetkilileri ile protokol yapıp anlaşıyorsa sahtekar eczacılarla uğraşma gibi asli görevleri  için neden İl sağlık müdürlüğü ve SGK ile anlaşıp bir protokol yapmıyorlar.

 

 

Spot denilen depoların nerede olduğunu, hangi tip eczacıların bu depolardan yüksek kârlı ilaç aldıklarını, hangi eczanelerin ilaç firmaları ve doktorlarla ortak çalışarak eczanelerine reçete yönlendirdiklerini, hangi eczanelerin sanal reçete ile SGK’ ya  ilaç sattığını sonra kupürü kesilmiş kutuları bir daha değerlendirdiğini, Tahtakalede ve birçok semtte %20’ye kadar varan  iskontolarla   ilaç satan eczaneleri, SGK reçetelerini provizyon almadan hastanın elinde varmış yokmuş demeden ve reçete yazım kurallarına hiç aldırış etmeden şakır şakır karşılayan  eczaneleri oda yöneticileri bal gibi tek tek biliyor.

 

Esas soru, bu bilgilerini kamu sağlığı, kamu yararı, dürüst çalışan eczacılarının sıkıntılarına çare olabilmek için ve en önemlisi insan sağlığı için neden kullanmıyorlar?...

 

Kullanamıyorlarsa ne işleri var o makamlarda…

 

Eğer, biz kullanmak istiyoruz ancak SGK ve Sağlık Bakanlığı kulak arkası yapıyor diyorlarsa, söylesinler bizlere açıkça ki gereğini yapalım.

 

Kendi denetçilerinin yaptığı (ciddi olarak varsa) denetlemeleri ve bu denetlemeler sonucunda kimlere kesinleşen ne cezalar verildiğini bizlere şeffaflık gereği açıklasınlar.

 

 

Yoksa, SGK gibi, Sağlık Bakanlığı gibi Oda yöneticileri de her işin faturasının dürüst çalışan gariban eczacıya kesilmesini serbest piyasa gereği düzene uyum olarak mı kabul ediyorlar?...

 

Sonuç olarak;

 

Dürüst çalışan Gariban eczacılar  ile Sahtekar eczacıların kavgasında, her geçen gün serbest piyasa ekonomisinin  paradan başka hiçbir değeri  önemsemeyen itici gücünden yararlanarak sahtekarlar güçleniyor.

 

Oda Yönetimi bu kavgada neden dürüst çalışan gariban eczacının yanında yer almıyor?

 

Eğer doğru yerde yer alsalardı  ve dedikleri gibi  çağdaş olsalardı devamlı sahtekarlar güçlenemezdi…

 

Saygılarımla.

 

 

Ecz. Can Yetişen

 

 

Not:

 

Eski TEB başkanı Domaç’ında  TEB büyük kongrelerinde seçim kazandığı listenin adı “Çağdaş Eczacılar Grubu” idi. 

 



Dosya

Özgür Köşe

Dünyada Eczacılık

Sektörel Bakış

Çepeçevre

Kültür Sanat